NazarBonCuGuM 的个人资料Oo° bOnCuk ~ bOnCuk °oO照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
.. Sıkı Tut Yüreğini .... Sıkı Tut Yüregini ..
![]() Elbet beden düsecek topraga tıpkı bir yaprak gibi. Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur. Ya düsen yürekse ve ruhumuzsa ne olur? Yasamın pırıltılarında esir ettigimiz sımsıkı tutamadıgımız yüregim ne olur, ah yürekler ne olur? Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere, birseylerin ucunda olsa... Sımsıkı tut yüregini ki tutundum diyebildigin birseyin olsun. Her insanın en çok asina oldugu kadar bir o kadar uzak oldugu menzil degilmidir yüregimiz ? Ne kadar ara verirse versin insan, birseye ara vermemeli yüregine onu hep sıkıca tutmalı.. Ve tutunacak bir yer bir liman aradıgında içinde bulmalı onu, costurmalı degil mi çaglayanları..? Açtırmalı tüm lalelezarları yüreginde.
Sıkı tut yüregini hem de sımkısı kaçmasın .
Niye sıkılıyoruz ki ? besle büyüt en lahuti manalarla. Yorgunluk ,dermansızlık belirir çok zaman. Düsünemez insan, farkedemez neyi kaybettigini ve kaybederken neleri yitirdigini... Ruhu sıkı tutmalı ki, düsmesin! Mühim olan o çünkü... Ve bir papatyanın düsen yaprakları sana ; düstüm,düsmedim der gibi : Ben seni tutuyorum düsmeyesin diye, sönmez ümitler dolduruyorum içine... Pörsümez sevinçler, dipdiri hayallerle... Sıkıca tutarım düsürmem seni bir daha söz... Biliyorsun ben sensiz asla yapamam. . Sımsıkı tut yüresini ki; düsmesin ! Ve sımsıkı sar ki onu ; fazla üsümesin … *
. .. Turgay Seren ...کığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, کığmaz olur mu o yürek genişse..?! .//. Karariniz ne olursa olsun ...*. Sığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, sığmaz olur mu o yürek genişse... Hoşgörü var ise bir yürekte, elbette ki beyinde de çünkü onlar birlikle işlediğinde ancak huzur ve mutluluk verir bedenlere, ve de sağduyu var ise, ve de yargılamama becerisi, elbette... Kin besledikçe giden sevgiliye ya da eşe, ya da evlada... Beddua ettikçe arkalarından... Paylaşamamışsak ne duyduğumuzu, düşündüğümüzü ve onları saklamışsak içimizde yumak yumak... Sevimli yumaklar canavar çarklarına dönüşüverirler aslında, az sonra... O canavarlar da “ham” yaparlar aslında!... Göremeyiz... Bilemeyiz ilk başlarda... Canavarlar sardıkça yüreğimizi ve beynimizi, kalın kabuklar sarar sevginin ve hoşgörünün etrafını... Ahh... O kabuklar... Yeniyken henüz atması ne kolay... Kalınlaştıkça... Hem yüreğimizi sıkar, hem de öyle bir sertleşirler ki, sevgiyi bile göremez olur insan!... Oysa o sevgi, alttan alttan o kabuğu tırmalar... Onulmaz bir yaradır, ne kabuk düşer, ne yara söner... Hesaplaşmak gerek, önce kendimizle... Belki de en zor yanı bu!... Bunu aştıktan sonrası, karşı tarafın tavrına bağlı... Ya kolay ya da zor, ama... Lütfen söyleyin, derdiniz kiminle ise, o kişiye aktarmadan, yani hesaplaşmadan, isterseniz bin kişiyle konuşun, ilgili kişiye duygu ve düşüncelerinizi aktarmadan var mı insana rahat? Ahhh... Son günlerde yanlış anlaşılmaya başladım, biraz daha açmak isterim şimdi bu durumu... “Gözün çıksın emi” demek değil hesaplaşma dediğim! Ama... “Sana güvenmiştim”, “Sevdiğini sanmıştım”, “Neden yalan söyledin ki?” diyebilmek gerekir... Ama... Soruların cevabını da dinleyebilmek gerekir... Şimdi... Tüm hesaplaşmalar yapıldıysa saygının yitmediği bir platformda, kişinin özgüveni nereye kadar zedelenir? Bir ay... İki ay... Beş ay diyelim, hadi... O da olmazsa olmazlardan zaten... Makina değiliz ya Allah aşkına!... O yürek yeniden yapılanmaz mı arkadaşlar? Eee, böyle bir yürek, yelken açmaz ise başka sulara, kim kimden feyz alacak? Bir kişinin tekelinde kalabilir mi böyle bir yürek, eğer ki tercih edilmiş kişi değerini bilmiyor ise... Giden gider, kalan yürekte ise, daha ne boş yerler vardır, yürekliyse eğer....*. Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken, ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması gereken gerçekleşmez. İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın. "Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür. .. Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu .. İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark et" demek ister. İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen hiç konuşulmadan geçer gider. Ama ardı arkası kesilmiyorsa incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki acı büyür iyice. Ve başlar çatışma. Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken, akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça hisseder kendini insan. Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır. İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar. Bu kez "kendine gel !" denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir. Yapılacak tek bir şey vardır. "Ya olduğu gibi kabul et ve acı çekme ya da çık git." Bilir bilmesine bunu yürek de, gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak. Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa, umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var olmak için, daha da güçleşir gitmek. Tüm bunlar yaşanırken benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz. Çünkü, ne, bir olunabilir bu sorularla, ne de gidilebilir bu özlemle. Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi zamanlarda... "Seni Seviyorum" o ilkel sestir aslında. Sevgi yener mi aklı? Bazen. Ama hep o incinmeye, yeniden hayal kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki. Kişi, bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya, kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları. Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek. "Tamam" diye düşünür insan. "Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını, sarılmasını özlüyorum. Ama kumaşın dokuması farklı işte. Tutmuyor birbirini. Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu kadar sarsıyorsa beni; kendimi, 'ben'ime olan saygımı korumak için bitirmeliyim ilişkimizi." Ve geriye dönüp yaşananlara bakar. "Denemediğim yol kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için? Çaba göstermiş miyim gerçekten?" diye sorar. Her şey denenmişse bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez. "Şu olaya, bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi. Tekrar oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin olmadan koparmam içimdeki duyguyu"diye düşünür. Ve yaşar. Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz boyutta değilse, çözülür sorunlar. Ama aksi durumda, tek yol kalır hayatta. Gidiş. Hem de gelişi olmayan bir gidiş.. Denenmiş elbisenin provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir. Acı çekilmez mi? Hem de nasıl çekilir. Yine de bilir ki insan, beraber olduğu sürece hep acı çekecek., acı çekme ihtimaline karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek. Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle: "Hadi şimdi vurun bakalım tamtamlar. Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın. Başka ses duyamaz hale getirin beni. Ama ben gidiyorum. Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum. Alın bir vuruş da benden. Biten ilişkiye, gönderilen sevgiliye, içimdeki acıya! Yine de gidiyorum." .๏ ﮎєвєρℓєяi ναя мυтℓυ güℓüѕℓєяiη .๏.๏ ﮎєвєρℓєяi ναя мυтℓυ güℓüѕℓєяiη .๏
Yaşamın ağır izleri yansıyordu bakakaldığım aynaya...
Korkuyordum, bilinmezliklerimden yada bilipte kabul edemediklerimden ... Hep ileri bakmalıydım. Çünkü her geriye döndüğümde, arkamda kalanların, sadece attığım adımların artık kaybolmaya yüz tutan izleri oluyordu.... Bazılarına saatler geçmezken bana nede çabuk geçiyordu zaman... Nedensiz, sorgusuz, sualsiz ... Büyüyordum... Kimi zaman hüzünlerin içinde kaybolup sürekli duvarlara çarpıyor . Nereden geldiğini dahi anlamadığım mutsuzlukların, mutlulukla arasında köprü kurmaya çalışıyordum... A Kimi zamanda sebepsiz mutluluklara kapılıp oradan oraya koşturuyor,
kendimi şanslı ilan ediveriyordum ... Hayatın bana torpil yaptığını ve sanki o anki mutluluğumun ebediyen süreceğini düşünüyordum ahmakça... Aldanmışlığımı anlamam uzun sürmüyor “sana şaka yaptım” dercesine karşımda gülüyordu hayat... İnancımı yitirmeye başladığım zamansa, tekrar tebessüm edeceğim, mutlu olacağım o kadar çok sebep çıkarıyordu ki karşıma, artık yaşamın bir yap-bozdan farklı olmadığını düşünmeme sebep oluyordu yaşadıklarım... Hüzünler, mutluluklar,
gözyaşları,
h beklentiler,
elde edişler, yitirişler...
Evet bunlardı yaşamımı oluşturan parçalar
ve ben artık bu parçalardan tek birinin bile eksik olduğunda bir işe yaramayacağını biliyordum yaşamakta olduğum hayatın.... Ve o aynaya tekrar baktığımda aslında oraya yansıyanın ben değil, sadece korkularım olduğunu öğrenmiştim artık... Kendimi görmek istediğim zaman artık aynaya değil sadece kafamı çevirip arkama bakmam gerektiğini anlamıştım... Tıpkı, hiç umudumun kalmadığını düşündüğüm bir zamanda, “umudun” aslında "kendim" olduğunu anladığım gibi... Anlamsız değil, aldığın tek nefes bile,
ne attığın adım, ne yaşadığın hikaye...
En ıssız zamanlarında
çaba göster ve bekle... Duymasın varsın kimse sen türkülerini söyle... Yarın; belki herşey olacağına varacak kimbilir,belki de istediğin gibi olacak... Umut; beyaz,gelin gibi bir kısrak... Kurtulsa zincirinden rüzgarla,zamanla yarışacak... … kizil bir güldür hayat .[*]. Kızıl Bir Güldür Hayat .[*].
●▪● ●▪●
Taptaze
umut çiçekleri ek gönül bahçene, gerisi gelir elbet bir gün... ●▪●
Yenik düşmez karanlığa aydınlık, yumma güneşe gözlerini, acıları gizler karanlık... Bir merdiven daya gökyüzüne, yıldız topla... Saçlarını tara pırıl pırıl güneşin... Sitem etme düşlerine yağan kara, damla damla erir elbet bir gün... ●▪●
Susturma yüreğini,
kalkar her boran, her sis her şey unutulur... En umutsuz bir anda yağan yağmur, toprakta capcanlı bir umut olur... Bir bahar dalının coşkusunu tomur tomur sana da verir elbet bir gün... ●▪●
Gözyaşıyla dolup taşmaz deniz, meraklanma... Uçurtmasını yitiren çocuğun gözyaşları kurur, üzüntüsü durur... Ararsan; ipinden kurtulmuş serseri bir uçurtmanın özgürlük sevinci seni de bulur, bulur elbet bir gün... ●▪●
Yaprak ödünçtür dallarda,
önemli olan; umuttan yoksun kalıp gözlerde ışığı söndürmemek, direnci yitirmemek... Dikenli de olsa kızıl bir güldür hayat, soldurmadan yaşamak / yaşatmak gerek... Yeşile düşman bir bahçıvana kendini sevdirmez çiçek, yaprak yaprak ölür elbet bir gün... ●▪● Yık barikatları,
erit prangaları halka halka, zaman defterini kapat... Dört mevsimi var, her daim kış olmaz hayat... Kızıl gülden derin bir soluk al tekrar merhaba de yaşama... Acıdan ıstıraptan arıtılmış, damla damla sevgiden damıtılmış, yepyeni bir dünya yarat... ●▪●
İnsan;
yere çakılı yalnız bir ağaç değildir, tek başına rüzgârı bekleyen... Yeni yüzler dene, asla vazgeçme sevmekten... Sünger çek maziye, yak ne varsa kötü gönlünün ocağında... Geç karşısına, sevgi kahvesini, dostluk kahvesini yudumla umudun şefkatli kucağında... ●▪●
Bırak, saçlarını okşasın rüzgar, apak kar yağsın karanlıklarına... Her şafakta, doğan güneşi karşıla, batarken kızıllığını şarap şişelerine doldur, yıllansın... Unut sonbaharı, başka baharlar ara, çisil çisil hep yağmur yağsın hayat harmanına, ağaçlar tomurcuklansın... Aç yüreğinin kapılarını, sen uçur bir kuş da, özgürce kanat çırpmanın tadına varsın... ●▪●
Bahardaki uyanışı, gök kuşağındaki gülüşü, zarafetini gülün, muhteşem hazzını bir bebeğin omzundaki gamzeden öpüşün... Lapa lapa yağan karın sesini, köpük köpük aşkı, soluk soluğa, çimler üstündeki sevişmeleri düşün... ●▪●
Yaşamak: zor da olsa ne güzel... öyle mi ya ölüm, ya ölüm ...
.
.[ TahSin ÖzMeN ].
yüreğin yanıp tutuşurken bir avuç sabahla yıkamak gerekirmiş o'nsuz yarınları...
güç katan, hayat veren, canım derken sevdama, el olup gitmek kadar yalanmış, yalanmış aşk.. yalnızlık daha güçlü kılıyor küçük dünyamda beni. renkli bir yaşamsa güzel görünen, kendi güvenimin kokusu gerçek hayat. gerek acı, gerek mutluluk, hepsi kendi bahçemde ektiğim tohumlarda sundu bana büyük yüreğimi. şans verirken canımı acıttığını, yüzüme gülerken sevdamı kanattığını bilemeyecek kadar kapamışım gözlerimi... masallardaki gibi yaşadığımı düşünürken pembe köpükten dünyam damlayarak düştü avucuma dün gece... hep elimi uzatışlarım geliyor aklıma şimdi... kendi hayallerime sarılışlarım, umutları bir bir dizişim yıldızlara yastığımla kavuştuğumda. ben o'nun omuzundayken bile yalnızlığımlaymışım ... eylül gözler yok artık hazan mevsimimde... hayatımın oyununu, hayatımın blöfüyle oynadım ve hayatımla ödüyorum bedelini... ne için ? hataları üstlenip kendime haklı çıkardım canım dediğimi .. vazgeçmemek, kaybetmemek adına.. oysa 'o'nu kaybetmekle kazandim yaşami!! hoşçakal haketmeyenim... ardında neleri sakladığını bilemediğim... gülüşünle hep mutlu kal.....
Siz hiç a$ik olmadiniz ..
![]() Teni yanık duygularımın, kör falcısıyım ben ..: Her mutlu birlikteliğin o hazin sOnundan haber veren sakat bir küre yerleşik yüreğimde ..: Çırılçıplak sOyamıyOrum beni aşka ..: Ya bu da hataysa diyen düşüncelerim beynimi gagalıyOr ..: Yalınaşk yürüyemiyOrum, dikenler batışıyOr kalbime ..: Şimdiye dek aşkın uzaktan tanığı Oldum hep ..: Onu bu düşmanca duygularım yüzünden saf dışı bıraktım ..: Ne kadar haklıyım, sOrmayın içim acıyOr eştikçe ..: Esmeyin üzerime daha fazla , elimde değil bu önyargılarım beynimin içinde zOnkluyOr ..: Gidip aşkın en ücra kıyısında güneşlenesim var ..: Ama yOk işte, adımlarım kayıp ..: Güvenimi teslim edebileceğim nitelikteki sen de ..: Telkin etmeyin beni, beklemeye mecalim yOk ..: Tanımlasanıza ilk aşkınızı bana ..: GÖreceli Olduğu sÖylenir hep ama bakıyOrum da herkes aynı şekilde dibine vuruyOr aşkın ..: Hadi yanlışlarımın altını çizin ve kendimi bulayım harita sandıklarınızda ..: Naftalin kOkusunu duymak istemiyOrum bu sefer ..: Sahi siz kendi yaralarınızı sarabildiniz mi ve ne kadar sOyabildiniz kendinizi aşka ..: Hangi in'de saklanıyOr dillerinize destan ettiğiniz ve bittiğinde de süründürdüğünüz aşklarınız ..: Aşka methiyeleri kazıyan kalemleriniz duygularınızı yalanlıyOr fark edebiliyOrum evet ..: Siz aslında hiç ama hiç aşık Olmadınız ..: ( Tesadüf bu ya, Ben de )
Hαуαт Hєρ Bιя Yσℓ¢υℓυк мυ؟нαуαт нєρ вiя уσℓ¢υℓυк мυ ؟
111111111100330011111111111111111100333333300111111111111111100330011111111111
₪[ Nuri CaN ]₪
-.................*
● .♥. ●
.♥. нiç υℓαѕαмαуα¢αgιмι вiℓ∂igiм нαℓ∂є .♥. .♥. ѕєνiуσяυм ѕєηi ... .♥. ● .♥. вiℓiуσяѕυη ∂єgiℓмi ? .♥. ● .♥. gє¢єηiη кαяαηℓιgι ηє кα∂αя gєя¢єкѕє .♥. .♥. ѕєη σ кα∂αя уαℓαηѕιη.. .♥. ● .♥. тιρкι σ ѕiуαнℓιgι уσк єтмєк i¢iη .♥. ● .♥. уαкιℓмιѕ ℓαмвαℓαя giвi. .♥. .♥. вєη∂є αη¢αк ѕєηѕizℓigiмi .♥. ● .♥. ѕαнтєℓiкℓєяℓє ѕιναуαвiℓiяiм.. .♥. ●
... ѕєη нi¢ σℓмαуα¢αкѕιηкi ?!!? .♥.
● .♥. ● * $iMdi yasaMaYi seViyoRuM i$Te *
Gözlerimi uzağa dikmiş bekliyordum öylece..Yanımda olan biten hiç birşey ilgilendirmiyordu beni.. DerLerki...;Derler ki.... Derler ki;
Uğuldayan her rüzgar, Deli bozuk bir aşkla
S evdasını arayan, Göğün iç çekişidir..... Oysa esip kırdığı Her dal kırgın bir rüya, Umuttan vazgeçişi; Aşkı terkedişidir...... Derler ki; Anılar girdabının Çıkış yok kapısında Anahtarı umarsız Kırk kilit asılıdır. Derler ki;
Yıldızsız gecelerin Her anahtar bir umut Her kilit bir tükeniş Açılmayan her kapı Yorgun karanlığında . o
* . . *o _. o * o. * o . * o . * o._* _. * o . * o . * o
. * o * 'o
* . o * . o
* . o * . o * o.
*o . o * . o -.*
o . * o . * o . * o . * o . * * . o_*___._o_ . ~*~..tOuT eN siLeNcE .. ~*~![]() _________________________________
_________________________________ _____________________________ _A Force De
Trop Pleurer En Silence,
J'ai Fais De Mes Peines
Un Idéal...
__________ ____ _________________________________ _____________Diam'S___'__________ ··¤ * uмuт * ¤·· Her bahar nasırlı ellerin toprağa attığı tohumlar,
yeniden yeşerme sürecine dönüşünce,doğa yeniden dirilir. Bir serin şebnem,güneşinde etkisiyle kendini yeniden doğurur.Derin uykusundan uyanır doğa... Umutsuzluğu ortadan kaldırarak aydınlığını,güneşe yönelen gülüşlerini evrene saçar. Yüksek dağlardan süzülerek gelen cemre damlaları gibi,mehtabın ışınlarıyla çocuklara sevgiyi,sevinci,coşkuyu, muştuyu getirir. Çocuklar her sabah yeni bir müjdenin aydınlığına açar gözlerini. Çocuklar için her yeni gün vazgeçilmez bir muştu taşır... muştusuz yaşayamaz çocuklar. Çünkü, muştu demek umut demektir, umudun diğer adı da muştudur. Umut en umutsuz gecelerde bile öten bir kuştur. Umut vazgeçilmez gıdadır, yaşam için gerekli olan havadır sudur belki ama çocuk yüreği için elzem olan, umuttur. Umutsuz kalmak karanlıkta kalmak demektir, dayanılmaz zifiri bir hayatı yaşamaya benzer. Muştudur, yarınlara çekilen özlemdir. . [[ NuRi CaN ]]
oLasi maviLik.....
` *. Masallar Hep Mavi'dir ..*..
![]() Bir gün sen geçmiş zamandın Bense yanımda anlamlarım... Gezinirken uzaklarda, akşamlarım Her şey geçer demiştin... Geçmeyen şeyler var şarkılarımda... Günlerce bekledim üzerimde bıraktığın etki geçsin diye... Olmazdı, olmadı da zaten... Ben aşktan korkardım... Korkulan başa gelirmiş, korktum ve geldi başıma... Seni o ilk gördüğüm anda hissettiğim şeyle başa çıkamadım... Geçsin diye bekledim. Geçmezdi bilirdim, geçmedi de zaten... Aklımda kalan bir anlık bir bakıştı sadece... Ve ben, bir sonraki bakışın için hayaller kurarken yakaladım kendimi günlerce... Günlerce gözlerimi kapadığımda o bakış geldi gözlerimin önüne... Yok saymak istedim olmadı, yapamadım... Geçmeyen şeyler vardı... Sen vardın... Artık masmavi bir masal vardı... Bir durak var yüreğimde. Beklerken hep geciktiğim... Sürüklerken beni sana mevsimlerim Her kaçış kendini yakalar Kaçamadığım şeyler var şarkılarımda; Kaçtıkça senden, sana yakalandım. Aşktın sen. Kaçtıkça aşktan, mavisi yüreğime bulaştı... Olmazdı artık, yapamazdım... Olmadı, yapamadım, kaçamadım... Bu masalı yazmalıydım... Mutlu aşklar da yazılmalıydı. Başladım yazmaya... “Her aşk bir mavi masal, anlatılmayan” Demiş şarkıda.. Şimdi mavi bir masalı yaşıyorken seninle... Tek bir cümle dökülüyor dudaklarımdan... “İyi ki sen mavisin. İyi ki bu bir masal” Ne olur izin verme, bitmesin bu mavi masal... ~ Mavi Umut ~
Bir Uçurumun Sonsuzluğunda...SuSMaK!!!
![]() Bazen sadece susmak ister insan... İçindekileri sadece susarak anlatabilir! Suskunluklara saklar acılarını, üzüntülerini, gözyaşlarını...
Böyle anlatmak ister her şeyi, yapamaz! Anlamaz kimse, kimseye anlatamaz!
Sevgi kelimelerinin anlatamadıklarını,
gizler gözbebeklerine, birileri baksın,
görsün ister.
Birileri görsün de fark etsin onu diye!
Yine olmaz!
Gülümserken bile üzüntü vardır dudaklarında... Hep ağlamaya yakındır içi!
"Hani dokunsalar ağlayacak" olmak vardır ya öyle işte...
Ama ağlamamak için tutar kendini...
Kalbinin derinliklerindekiler ona kalsın ister... Hep gülümser o yüzden!
Kimse anlamasın,
içinin kan ağladığını diye!
Ama ne yapsa suç olur yine de... Sussa suç olur suskunlukları,
konuşsa suç olur anlattıkları!
Hep birilerini rahatsız eder bir şekilde yaptıkları...
Kimseyi incitmemek için uğraşırken,
etrafında kırık dökük bir sürü kişi olduğunu fark eder,
en mutsuz anında...
Dünyaya küfreder olmaz, kendine kızar olmaz! Bir türlü başaramaz dengeyi kurmayı. Ne siyahla beyazı ayırt edebilir...
Ne de yap-bozun parçalarını tamamlayabilir hayatında!
Her şey eksik kalır, her şey yarım...
Ne rengi vardır yaşadıklarının, ne de tadı! Böyle ruhsuz, böyle boş, böyle kahrolası bir dünyada yaşayacağına....
Bırakıverir kendini bir uçurumun sonsuzluğuna...!!!!
Evet gökkuşağı düşündüm;bugün maviyim ve ilelebet mavi kalmak istiyorum. Mutluluğun simgesi değil midir mavi? Yoksa ßanamı öyle geliyor... Ama mutluluğu verdiği için olsa gerek ßenim maviye olan sempatim. Yada gökyüzünden esinlenerek sevdalandım maviye... Ve şimdi Mavi yüreğimi ßuldum ßen; benim tek aşkım.. Sevdaların en güzelini kendimde gördüm seni tanıdıktan sonra... Mavi ßi su damlası serptin sanki yüreğimin tam orta yerine.. Gülüşünle,sevincinle,sevdanla,saflığınla kal ßitanem!!! Mavim ßenim ßiriciğim. Gözlere inat artıyor mutluluğumuz gün geçtikçe. Önüne geçmek isteyen yoktur ßence . Kim ister ki ayrı kalmamızı,Mavi kaL Yüreqim. ßir daha.. ßir daha... ve ßirdahaa!!! DÜŞLER ALEMİ sevdamı tattırdın ßana. Mavimi. Sokağımın üzerinden eksik olmasın mavi gülücüklü insanlarım dostlarım. Ve gökkuşağı gidiyorsun. Güneş açıyor. Mavimsi hayalleri yarıda ßırakıp gidecek misin? Yoksa giderken gökyüzünü mü ßırakacaksın açık,sade ve çırılçıplak.... Mavi kaL Yüregim... Mavisin Değil mi ... ? ben kabul ettim.. sen gittin...
hiç hatırlamayayım..
saçlarının dakikalarca parmaklarımın arasındaki
dans edişleri aklıma gelsin..
yada ne bileyim
uyandığında
gözlerinin "biraz daha uyku"
diye yalvarışlarını hatırlayayım..
dişlerimin omuzlarındaki izini ,
dudaklarının parmaklarımla buluştuğunda
bana verdiği hissi hatırlayayım..
"vazgeçemiyorum" diyişlerin olmasın rüyanın hatırladığım kısımları arasında..
ki
vazgeçebileceğine
hazırlayayım kendimi..
sonra, bir anda kaybolup gittiğini ekleyeyim rüyamın son kısmına..
kaybolduğunu ve seni aylarca aramama rağmen
bulamayışımı
kabulleneyeyim...
hazırlıksız yakalandım bu gidisine , kusura bakma bu yüzden sana hoşçakal diyemedim..
aslında hiçbir şey diyemedim, gözlerimi çok sevdiğim saçlarına diktim.
gözlerinden kaçtım;
bana anlatmasınlar diye..
sadece sesin kulaklarıma gidisinin resmini çizdi.. ben sessiz kaldım.
yağmur yağmadan gök gürlerdi ,
"birazdan yağacağım ey insanlık"
diye bizi uyarırdı belki..
sen gürlemedin,
haber vermedin gideceğini..
geldin , gidiyorum dedin
gittin..!
dur desem de gidecektin..
sustum, dur demedim..
diyemedim aslında
ve sen gittin..!
evet git..!
git ki ben uyanayım aylarca suren uykumdan..
|
|
|