NazarBonCuGuM 的个人资料Oo° bOnCuk ~ bOnCuk °oO照片日志列表更多 工具 帮助

Oo° bOnCuk ~ bOnCuk °oO

°o. Herseyi unut ; Umudu ellerinde tut… Bütün kötü düsleri uyut ... Yüregini maviye çal; Cünkü Mavi’nin adi umut ..* O.o°
1281516330_small.jpg
45345341.jpg

вєкℓємєк ..*

Beklemek ..*

 

Bir sırra vakıf olmanın yükü altında ezilmek kadar agırdır.

Bir kez daha bakarsın gidenlere.

Bu son görüsün olur.

 

Sana ait olan ne varsa onlarda kalan,vazgeçersin hepsinden.

 

Yüzünde, o güne kadar ki sana en çok yakısan gülümsemen.

Ellerinde ne veda anındaki heyecan ve hasret, ne de keder.

 

Sen

 img410/4064/41515630tn2.jpg 

 

 

Beklemek..*

Aglamaktan yorulan bir çocugun iç çekisi kadar hüzün vericidir.

Yüregini yaslayacak birini ararsın.

Zaman biraz daha uzar sanki.

Her yeni günü bir öncekiyle aynı yasarsın.

Yüzünde, o güne kadar ki verilen sözlerden sakladıgın bir yorgunluk.

Artık hiç kimseye inanmazsın.

img410/2213/58615317pz4.jpg  

.

Beklemek..* .

Ilk kez uçacak olan kusun kanatları kadar hafiftir.

Asla vazgeçmezsin ve kendine ait bir hikayen olur.

Yagmurları gözlersin, yere düsen yaprakları.

Soguk, habersiz gelen bir misafir gibi telasa verir seni. Ona da alısırsın.

Yüzünde, o güne kadarki yasadıgın hayal kırıklıklarından kalma bir sükunet.

Son kez gözden geçirip yırtarsın adres defterini.

img410/4933/93920227bv9.jpg 

 

Beklemek..*
Begenerek okudugun bir kitabın son sayfasına gelmek kadar heyecan vericidir.
Adını hatırlatmaya yarayacak bir hayatın olur.
Hayallerini sırayla terk eder ve her gece uykuya,

belki güzel bir rüya görmek için yatarsın.
Yüzünde, o güne kadar ki umutlarının son çıglıgı.
Açılan her kapının ardındaki bosluk bıktırır seni.

img515/1063/85958982kz8.jpg

 

Beklemek..*
Ayrılık anında söylenilen sözler kadar akılda kalıcıdır.
Arkanı döner ve içindeki çocuga bir sans daha tanırsın.
Kopan her fırtınada bir ayna kırılır içinde.
Yüzünde, o güne kadar ki mutluluklarından çogalttıgın bir teselli.
Ellerini güçlükle cebine sokarsın.
Sen, fotograf albümünün sayfaları arasında kalan bir hatırasın.

img390/4290/79679317xj1.jpg

 

 Beklemek..*
Yetim çocuklar gibi kimsesiz kalmaktır.

Her gün içini ısıtacak bir yakınlık ararsın.
Agaçtan kopan son yaprak da düser yere.

Gözlerin ufka bakmaktan yorgun, kendi haline aglarsın.
Yüzünde, o güne kadar ki yasadıgın kederlerden bir çizgi.
Adımlarını anlamsızca atarsın.
img410/7579/76325202jc9.jpg

 

Beklemek..*
Belki de dipsiz bir kuyuya tas atmaktır.

 Ne bir ses gelir kulagına, ne de sen bir ses ararsın.
Belki biri daha gelir yanına ve onunla derde yanarsın.
Yüzünde, uzun zamandır bekledigin haberlerin sevinci.

Artık kendine daha yakınsın.
img390/5694/68616120ng0.jpg

 

Beklemek..*
Bir müjdeye yüregini yatırmaktır.

Herkes gelip geçer yanından ama sen kalırsın.
Ardından seni anlatan bir siir yazılır.

Omuzlarındaki yük kalkar, kus gibi dallara konarsın.
Yüzünde, seher vakitlerine asina olmanın ısısı.

Yasadıgın mutlulugu anlatacak bir dost ararsın.

img390/2193/34172340nr9.jpg

 

 

Beklemek..*
Günesin dogusuna sahit olmaktır.

Bir nehir kenarına uzanır ve gökyüzüne bakarsın.
Bulutlar el sallar uzaktan.

Herkesin unuttugunu sadece sen hatırlarsın.
Yüzünde, asırlık çınar agaçlarının gölgesinden kalan bir serinlik.
Artık bütün hatıralarda ismine rastlanır.
img390/818/46770146kl3.jpg

 

 

Beklemek..*
Geç kalınan bir hayata yeniden baslamaktır.
Içindeki bütün pismanlıkları atar, arkadan gelenlere yer açarsın.
Tutar, itiraz kaydı düsersin sonradan yasanacaklara.
Yüzünde, yeniden okunmus bir ayetten isaret.
Anlatılan bütün mazeretlerin kabul edilecek yanları vardır.
Sen

img259/7461/10cv3.jpg

 

 


Güzel geçen bir günün aksamında dostlarınla sohbete dalmaktır.

Akıp geçer zaman ve bunu ancak gece bittiginde anlarsın.

Gitmek, aslında beklenebilecek bir yer aramaktır.

Içindeki kuskular bir bir dagılır.

Yüzünde, kabul olmus duaların bereketi.

 

 

Elbette birazda sabırdır beklemek, O’ndan gelen her seye sabır…
Ve beklemek her seyin sükre durmasıdır sessizce,
Derin sessizlikteki yerini alırsın;

soludugun havaya, içtigin suya, attıgın adıma,

 kederi sevince döndüren dost eline…

 

Herseye sükür Ya Rab !

 

..* Nese Kutlutas ..*

 

.. Sıkı Tut Yüreğini ..

 
.. Sıkı Tut Yüregini ..

.. Sıkı Tut Yüreğini ..

Düsmek; bazen bir daha kalkamamaktır.

Bazende, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmamaktır ruh için.
Elbet beden düsecek topraga tıpkı bir yaprak gibi.

Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur.

Ya düsen yürekse ve ruhumuzsa ne olur?

Yasamın pırıltılarında esir ettigimiz sımsıkı tutamadıgımız yüregim ne olur,
ah yürekler ne olur?

Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere,
birseylerin ucunda olsa...
Sımsıkı tut yüregini ki tutundum diyebildigin birseyin olsun.
Her insanın en çok asina oldugu kadar bir o kadar uzak oldugu menzil degilmidir yüregimiz ?

Ne kadar ara verirse versin insan, birseye ara vermemeli yüregine onu hep sıkıca tutmalı..
Ve tutunacak bir yer bir liman aradıgında
içinde bulmalı onu,
cos
turmalı degil mi çaglayanları..?

 

Açtırmalı tüm lalelezarları yüreginde.

Sıkı tut yüregini hem de sımkısı kaçmasın .

 

Niye sıkılıyoruz ki ?
Neden hezeyanlar neden yüregimizde med-cezirler ?
Galiba tutamıyoruz/tutunamıyoruz,
hiç bitmiyor yürek fırtınasıda ondan
.

Ne ümitler saklıyorum içimde ve de son nefese kadar saklayacagım ben.

Ümit o ki;
hiçbir çile ve zorluk ruhu yıpratmasın,
yolundan alıkoymasın.

Bedenimiz elbet eskir, pörsür.
ya ümitlerimiz hayallerimiz
ve tabi ki sıkı sıkı sardıgımız, sarıldıgımız
yüregimiz?


.. Sıkı Tut Yüregini
;
Çık onunla çimenler üzerine.
Katıl sende hayallerindeki mavi turlara
Savas Don-Kisotlar gibi yeldegirmenleriyle
Dal seyrine sevgilinin gözlerinde maviyle tüllenen enginlere...
Kos iste yüreginle tut ellerinden,
yürüt onu çocuklar gibi...

Seherlerle uyan,
yalvar Allah''a en güzel esmalarla ve içten dualarla.
ilahi mesajlarla açılsın kalp barajların.

Potansiyele dönüssün içindeki tutkuların, arzuların...

Dostlarla ol,dost ol herkese ve herseye.

Sevgiliyle ve en sevgiliyle muhabbetler et.
Yüreginin çare-i yeganesine hem dem ol.
Mideni dü
ş

ündügün kadar onu da düsün,
besle büyüt en lahuti manalarla.

Yorgunluk ,dermansızlık belirir çok zaman.
Düsünemez insan,
farkedemez neyi kaybettigini
ve kaybederken neleri yitirdigini...

Ruhu sıkı tutmalı ki, düsmesin!

Mühim olan o çünkü...

Ve bir papatyanın düsen yaprakları sana ;
düstüm,düsmedim der gibi :
Ben seni tutuyorum düsmeyesin diye,
sönmez ümitler dolduruyorum içine...

Pörsümez sevinçler,
dipdiri hayallerle...


Nede olsa benim yüregimsin yine de söküp atamam seni!
Sıkıca tutarım düsürmem seni bir daha söz...
Biliyorsun ben sensiz asla yapamam.
.
Sımsıkı tut yüresini ki; düsmesin !

Ve sımsıkı sar ki onu ; fazla üsümesin … *

 

. 

.. Turgay Seren ...

*Kirik Bir Veda..*

*Kirik Bir Veda..*

*Kirik Bir Veda..*



*Kirik bir veda döküldü gözlerimden ayak uçlarima.
 Basimi döndüren yüregini yüregime niyet tutarken
göz yaslarimi ardindan kaybettim.
 Hükümsüzdür sadece
yüregine..
Kirik bir veda.. *

* *

*Belki dostane belki de ölümüne sevdali bir masalin kahramaniyim.
Topragima kaybettigim yaslarimin ömründeyim.
Musallami sorarsalar bilinsin
adimi unuttum.. *

* *


*Mazi gözlerimden bulut misali yagarken;
sisli bir sabahin ilk mahmurluguna çaliyor yarinim.
Gecenin koynundan düsen bir meçhulüm.

Bana bir ad var mi? *

* *


*Alyazmalim, gönülsazim, yanik türküm..*

* *

*Yüregime düstügün o sonbahar ikindisinden beri
aklim hep hayalinle ayazlarda.
"Üsüyor ellerim "dediginde yaninda yoksam bilki ellerim kayip
ayazlarimda. *

* *

*Ilkbahardan kalma en sevdigin papatyalar var sol yanimda.
Sesin hala kulaklarimda; "Gelecek baharda sözüm olsun sana papatyalardan taç
yapacagim".. *

* *

*Alyazmalim, gönülsazim, yanik türküm..

Gelmiyor bahar..Baharlar uzak..
Baharimsin ama yoksun..
Papatyalarim soluk.. *

* *


*Biliyor musun sana susmalarimin adini koyamadim.
Yüregime damlayan siziyi duydum
ama adini koyamadim.

Bana bir ad var mi? *

* *

*Ne çok birikmisim var gizimde.
Sarhos ellerimi daldirdigim umutlarimi tek tek kaldiriyorum ömür defterimden.
Kirik bir vedanin ardi sira yanik bir türkü tutturmusum,
sol yanimdan sizlayan bir yaranin izine.. *

* *


*Yazan ben söyleyen yine ben.
Duymazsin ki bilesin..*

*Bir garip asik dediler yüregimin kör kuyularina*

*En kuytularda saklim adini görmediler sevdama*

*Mehtapli gecenin en koyu aydinligi dediler*

*Çöllerde bulunan serabin kum taneleri dediler*

*Kaybolan yildizin çobani dediler*

*Bilmediler yüregine yüregimi*

*Ömrüne ömrümü bildigimi..*


* *


*Seni gördüya gözlerim, ah gözlerin ah, benim çeyizim..
Gözlerin derdimin merhemi yüregimin sihirli sözü ela gözlerin.. *

* *

*Gönülzenginim, ömür nazarim, sevdam..*

*Yagmur yagiyor.. zamanin ipine astigim sabahlarimi gecelere salliyorum.
Senyine yoksun ve ben senin yoksulunum.
Her güne bildigim nefesimi ömrünevermekteyim.. *

* *


*Ömrüme biçilen yazima raziyim..Gel desem biliyorum ama dilime vurulan
kilidin ucu kirik, kelimelerim ömür boyu muhabbet. Gardiyanimin gözleri
kör.. *

*Bir çiçek olsam hep yaninda kalsam. Bekledigin çiçegin.. Hani her
daim söyledigin;
"Ben ömrümde hiç çiçek almadim" dedigin, iste o çiçek olsam. Bir gül, bir
karanfil, bir menekse..*

* *

*Yüregime düsen çocuksun, içimde kipir kipir büyüyen.. Bugün acaba hangi
yaramazligi anlatacak diye bekledigim içimdeki bensin. *

* *

*Sevdam, askima nefes bildigim, ömür kusum.. *

*Ellerime degen yüregini kiskanirim gözlerinin degdigi nazarlardan.
Gamzene vuruldugum
tebessümünden gözlerimi,
ben seni benden kiskanirim..*

* *

*Varsin mecnun desinler yüregimin atisina.
Ömrüne yagan yarinima
bugünsüz desinler.
Bilmesinler seni benim ellerimde..
Ben seni sensiz yasiyorum buralarda..*

* *

*Dostum, ömrüm, karanlik isigim, canim..*

*Seni seviyorum ömrüme mühürlüm..

Varsin yanik sevdalara degmesin adimiz
benim masalim sensin..*


کığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, کığmaz olur mu o yürek genişse..?! .//. Karariniz ne olursa olsun ..

.*.

Sığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, sığmaz olur mu o yürek genişse...

Hoşgörü var ise bir yürekte, elbette ki beyinde de çünkü onlar birlikle işlediğinde ancak huzur ve mutluluk verir bedenlere, ve de sağduyu var ise, ve de yargılamama becerisi, elbette...

Kin besledikçe giden sevgiliye ya da eşe, ya da evlada... Beddua ettikçe arkalarından... Paylaşamamışsak ne duyduğumuzu, düşündüğümüzü ve onları saklamışsak içimizde yumak yumak...

Sevimli yumaklar canavar çarklarına dönüşüverirler aslında, az sonra...

O canavarlar da “ham” yaparlar aslında!...

Göremeyiz...

Bilemeyiz ilk başlarda...

Canavarlar sardıkça yüreğimizi ve beynimizi, kalın kabuklar sarar sevginin ve hoşgörünün etrafını...

Ahh... O kabuklar... Yeniyken henüz atması ne kolay... Kalınlaştıkça...

Hem yüreğimizi sıkar, hem de öyle bir sertleşirler ki, sevgiyi bile göremez olur insan!...

Oysa o sevgi, alttan alttan o kabuğu tırmalar...

Onulmaz bir yaradır, ne kabuk düşer, ne yara söner...

Hesaplaşmak gerek, önce kendimizle... Belki de en zor yanı bu!...

Bunu aştıktan sonrası, karşı tarafın tavrına bağlı... Ya kolay ya da zor, ama...

Lütfen söyleyin, derdiniz kiminle ise, o kişiye aktarmadan, yani hesaplaşmadan, isterseniz bin kişiyle konuşun, ilgili kişiye duygu ve düşüncelerinizi aktarmadan var mı insana rahat?

Ahhh... Son günlerde yanlış anlaşılmaya başladım, biraz daha açmak isterim şimdi bu durumu...

“Gözün çıksın emi” demek değil hesaplaşma dediğim!

Ama... “Sana güvenmiştim”, “Sevdiğini sanmıştım”, “Neden yalan söyledin ki?” diyebilmek gerekir...

Ama... Soruların cevabını da dinleyebilmek gerekir...

Şimdi... Tüm hesaplaşmalar yapıldıysa saygının yitmediği bir platformda, kişinin özgüveni nereye kadar zedelenir?

Bir ay... İki ay... Beş ay diyelim, hadi... O da olmazsa olmazlardan zaten... Makina değiliz ya Allah aşkına!...

O yürek yeniden yapılanmaz mı arkadaşlar?

Eee, böyle bir yürek, yelken açmaz ise başka sulara, kim kimden feyz alacak?

Bir kişinin tekelinde kalabilir mi böyle bir yürek, eğer ki tercih edilmiş kişi değerini bilmiyor ise...

Giden gider, kalan yürekte ise, daha ne boş yerler vardır, yürekliyse eğer....*.



Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir karara varmak çok güçtür.
Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken, ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması gereken gerçekleşmez.
İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın.
"Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür.

.. Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa,
 başını hızla bir yere vurduğunda hissettiği acıdan
daha keskin bir acı kaplar ruhunu ..

İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark et" demek ister.

İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen hiç konuşulmadan geçer gider.
Ama ardı arkası kesilmiyorsa incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların,
yürekteki acı büyür iyice.

Ve başlar çatışma.

Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken, akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar.

Paramparça hisseder kendini insan.

Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır.
İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar.

Bu kez "kendine gel !" denen, kendisidir.

Çünkü aynada görülen, göz kapakları düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir. Yapılacak tek bir şey vardır.

"Ya olduğu gibi kabul et ve acı çekme ya da çık git."

Bilir bilmesine bunu yürek de, gitmeyi istemez.
Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu göğsüne sokmayı ister.
Sarılmak, daha çok bir olmak.

Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa,
umutlar ve hedefler beraber konduysa,
 emek harcandıysa var olmak için,
daha da güçleşir gitmek.
Tüm bunlar yaşanırken benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz.

Çünkü, ne, bir olunabilir bu sorularla,
ne de gidilebilir bu özlemle.

Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi zamanlarda... "Seni Seviyorum" o ilkel sestir aslında.

Sevgi yener mi aklı?

Bazen.



Ama hep o incinmeye, yeniden hayal kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki.
Kişi, bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya, kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları.

Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek.

"Tamam" diye düşünür insan. "Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını, sarılmasını özlüyorum.

Ama kumaşın dokuması farklı işte.
Tutmuyor birbirini.

Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu kadar sarsıyorsa beni;
kendimi, 'ben'ime olan saygımı korumak için bitirmeliyim ilişkimizi."

Ve geriye dönüp yaşananlara bakar.

"Denemediğim yol kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için? Çaba göstermiş miyim gerçekten?" diye sorar.
Her şey denenmişse bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez.

"Şu olaya, bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi.
Tekrar oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin olmadan koparmam içimdeki duyguyu"diye düşünür.

Ve yaşar.

Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz boyutta değilse, çözülür sorunlar.
Ama aksi durumda, tek yol kalır hayatta.

Gidiş.

Hem de gelişi olmayan bir gidiş..

Denenmiş elbisenin provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir.

Acı çekilmez mi?
Hem de nasıl çekilir.

Yine de bilir ki insan, beraber olduğu sürece hep acı çekecek., acı çekme ihtimaline karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek.

Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle:

"Hadi şimdi vurun bakalım tamtamlar.
Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın.
Başka ses duyamaz hale getirin beni.
Ama ben gidiyorum.
Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum.
Alın bir vuruş da benden.
Biten ilişkiye,
gönderilen sevgiliye, içimdeki acıya!

Yine de gidiyorum."

Karariniz ne olursa olsun ..

...

Her güne bir başka uyanıyor acemi yüreğim....

Her güne bir başka uyanıyor acemireğim....

Her Güne BİR Başka Uyanıyor

Deniz, kokusuna küsmüş sanki.
Çünkü ne kadar söylenmesi gereken söz varsa susmuş..
..

z geçiremediğim deli taylarım var, çü
nkü:

Söze daha zaman var” diyor!


Oysa b
iliyorum ki, yaşam kendini yenileyerek yürüyor...
Yine
leyerek değ
il!

Der
in bir nefes alıyorum. Sonra hangi dağın beni saklayacağı sorgulanıyor.


Çünkü sişlemekten korkuyorum.
H
angi yasal aşk var yerzünde bilemiy
orum.
K
endini yasallaştıramağı için suç olmuş aşklar düşüyor aklıma.
..
İrkiliyorum
.
Ar
sıra koşturan günler bir boşluk bende...Böyle yaşamayı sevmiy
orum.
rküler dinliyorum zlerimi boşluğa yatırıp
.
Ama hiç biri de sensiz geçmiyor
:
Tam gemiler kaçtı derken, turnalar uçtu derken, sen çıkıp gelsen.


Ad
ını mavi koydum..

s
enin duru gülüşüne konsun diye uçurdum.,

K
bahar havalanşu gönlüm bir bilsen, göçmen kuşları misali.

ğınacak ne bir liman buldu, ne bir dal.
Hiçyle aydınlık bir yürek görmedim; yüzünü hangi yana dönsen güneşe kesi
yor.
Ne zaman yan yana gelsek gözlerim kamaşı
yor
, yüreğim yerinden fırlayacak gibi oluyor

gözle
rinin o hesapsız duru bakışlarından...
Y
asak olan ne kadar şey varsa hepsi birden yasallaşıveriyor.

A
ma yine de suç işlemekten korkuyorum.

D
üşünüyorum, düşünemiyor
um.
An
la olmayan hiç bir şeyin ya da her şeyin ortasındayım işt
e!
Y
ürüyen insan kalabalıkları saki içimi yırtarak geçi
yor.
Susuyorum delice ama içimde fırtınalar kopuyo
r.
Beyaz bir güvercin yakaladığımı düşlüyorum..
.
Va
r say k
i öyle!
S
ana gönderiyorum on
u.
Kanatlarına hasret yüklüyorum,yüreğine aşk.

Gözleri
benim için bakacak sana,
ona
göre bak.

Aklıma
şürüyorum ayak izlerini.
So
nra oturup onları kumsala kopyalamaya çalışıyor
um.
Becere
miyorum.
Sonra gözlerini, yü
zünü.
Be
ceremiyorum işte, beceremiyor
um.

Çünk
ü suç işlemekten ko
rkuyorum.

Kendi
ni yasallaştıramadığı için suç olmuş aşklar düşüyor aklıma.
İrkiliyor
um...
Dedi
m ya; söz geçiremediğim deli taylarım
var.
Sana
doğru koşuyorlar..
.
Durdura
mıyorum!

 

Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze....

.* _____________________________ *.
 
Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze....
 
Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze….
 
”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz Erdoğan bir yazısında....


kahrolası bir kelimedir aslında..!
içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki
başkalarına yıkar yükünü...
ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü...

o kendisini bu kadar sahiplenmişken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken,
adının baş harfi hüzün olmuşsa...!
pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi, en kahkahalı vakitlerin
en dar anında dil çıkarır sana...
fayda vermez inadına dinlediğin şarkının, rock tadı bile aslında...


hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana...

bütün varlığın olur bir anda...

çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreğinin....

yağmuru niye bu kadar seversin,

denizden neden alamazsın gözlerini....?


ya gecenin koynuna girrmek için

gündüzleri niye satarsın beleşe....

yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine....
o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boş kağıda....

sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz....

bundandır harflerin dans etmeyi sevdiği
ve seviştiği sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar...

VEdE DOKUNDURMALAR bir boş kağıda....
terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan,
mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan,
bu iki sesli üç sessiz kelimeyi....
gülsen de ağlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreğinde hep bir leke...!
rakında meze, sohbetlerinde gizli özne.....
Ve bütün günlerin Eylülden dökülme sapır sapır...!!!

Bir yanın hep yetim, boynun bükük...

Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze....
 
.* _____________________________ *.
 
[ Emel SeN ]

Sabir BeNim YeLKeNLerim ..


[[ H
ayal kırıklıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe. Acılarsa sabrın son navı.

Gün geliyor bütün çektiklerinin ödülü bir an bahşediliyor insana. . .  . *


Hangi deniz kabuğunu kulağıma götürsem

Duyduğum senin sesin.


Sabir BeNim YeLKeNLerim ..

Her gidişinde seninle beraber giderim, sen bunu bilmezsin.

Deniz kenarında beni bir başına zannedersin.

Ben okyanuslara açılırım

Sabır benim yelkenlerim, bunu hiç bilmezsin...


.. Derinim kendi içimde ..

Derinim kendi içimde ..

Gözlerime bahar değdi...

Yüreğim kış'ta kayboldu...
Üşüyor her bir yanım sevginin ayazında...

Yüzüme vurmuyor ılık nefesi baharın...Gül kokular sinmiyor üzerime...Şehrim parlıyor sağına soluna...Ama...Bir ben böyle şaşkınım, iklimini şaşırmış kuşlar gibi...Kendimi bulamıyorum bahara aşık gözlerinin içinde...Tükeniyorum terk ettiğin sevginin ellerinde...

Ruhum düşlerine sığındığım gecelerim gibi simsiyah...
Oysa gözlerime hayran tüm renkler...
Ve yarışıyor her biri bende olabilmek için...
Nafile, duyulmuyor sesler...
Görünmüyor renkler...


İçime sarılıyorum üşüdükçe...Daha bir düşüyorum ellerinden işte...Rengarenk hayatın içinde yakıştıramıyorum hiçbir rengi kendime...Kendime karşı savaşıyorum var olan gücümle...Hiçbirşey duymuyorum artık...Sessizlik ele geçiriyor mağlubiyeti sindiremeyen duygularımı...Sadece yazıyorum, anlatamadıklarımı...

Derinim kendi içimde ben...
Kayıp bir yüreğin içinde hayallerim...
Bulunmak istemiyorum özlemlerin içinde...
Uzaklığına vurgunum yalnızlığın...

Bir adım atsam sana, yüreğimi sereceğim gözler önüne sanki...Adımlarımı durdurdum...Ve...Bir perde çektim göz kapaklarımdan, yüreğime... Sadece gözlerimde saklı herşeyim...


Ve ben,
Kendimi bile 'sır'ım bedenimde...

Şimdi bir sevda oldu yalnızlığım


Mavi, uzun, sonsuz bir gecede

Geniş zamanlarda kayboldu rüyalarım

Gölgesi kaldı içimde yıldızların

Şimdi bir özlem oldu sessizliğim

 

Islak, karanlık, yalnız bir hayalde

Damlıyor gözlerim mavi yüreğime

Acısı kaldı içimde dağların

Şimdi bir yokluk oldu uzaklığın

 

Hüzünlü, ucu yanık türkülerde

Arıyor gözlerim yitirilmiş yılları

Sızısı kaldı içimde sessiz türkülerin

Şimdi bir sevda oldu yalnızlığım ...


Ne Güne$Ler ßAttı sEnsiz..



Yalnızlığına ağlayan denizlerde ne güneşler battı sensiz.
Uzak bir yerlerde beni düşündüğünü bilerek o batan güneşlerde hüznümle seviştim.

Bir güneş yalnızlığı
Denizlerin gözyaşlarında..

Dün karıncaları seyrettim hepsi bir koşuşturmaca yuvalarına kırıntılarını taşıyordu.
Aşklarım geldi aklıma,
aşklarımdan arta kalan gözyaşı kırıntılarım geldi.
Ne tuaf ben o gözyaşı kırıntılarımı hep bir çiçeğe taşırdım karıncalar gibi, o çiçekte benim yuvamdı, o çiçeği gözyaşlarımla büyüttüm gün gelecek sana kavuşurum umuduyla..
Ve o çiçeği ellerine bırakırım umuduyla..

Deniz suyu sürdüm
Karınca yuvası yüreğime

Sonra bir karınca ilişti gözüme bir taşın başında güneşe bakıyordu.
O ince gözleriyle,
ekmek ufladım önüne almadı.
Eğildim gözlerine baktım bakmadı.
Yalnız kalmak istiyordu...
Sonra bir karınca ısırdı beni ''o kör seni görmez '' dedi.
Bir kez daha canım yandı, kör bir karıncanın yalnızlığında...

Kör bir karınca aşkımız
Yalnızlığında, görmediği güneşlere bakan

Denizden çıkan balığın şiir ölmekmiş,
bırak denizlerde yaşasın şiirlerimiz ne onlar bizi görsün ne biz onları biraz daha acısını yaşayalım..

Denizlerde ölüm varmış
Ay ışığı neylesin denize aşıksa

Hadi ne olur bekletme beni, gözlerimde yine güneşler batıyor.
Sigaramda bitmek üzere.
Denizden çıkmanı bekliyorum.

İstanbul intihar etmeden gel
Gözlerimizde güneşten kalma hüzünle...
O mavi yolculuğa çıkalım..

Mavi hangi acisini susar en çok .. ?
Mavi hangi acısını susar en çok...
Ki ölmektir renk dilnide susmak...
İşte bu yüzden dile kilit vurmuşum...
Bize yakışan şiirlerde konuşmak...
Susmam gerekiyor biliyorum...
Çünkü aşkın tutanağıdır mavi sevdalar...
Suskunluğun karanlıkta parçalanmasıdır...

.๏ ﮎєвєρℓєяi ναя мυтℓυ güℓüѕℓєяiη .๏

. євєρєяi ναя мυтυ üѕєяiη .

Yaşamın ağır izleri yansıyordu bakakaldığım aynaya...
Korku
yordum, bilinmezliklerimden yada bilipte kabul edemediklerim
den ...
H
ep ileri bakmalıydım
.
Çünkü h
er geriye döndüğümde, arkamda kalanların, sadece attığım adı
mların
ar
tık kaybolmaya yüz tutan izleri oluyordu
....

Baz
ılarına saatler geçmezken bana nede çabuk geçiyordu zaman...

Nedensiz
, sorgusuz, sualsiz ...

Büyüy
ordum...

Kimi zama
n hüzünlerin içinde kaybolup sürekli duvarlara çarpıyor .
N
ereden geldiğini dahi anlamadığım mutsuzlukların,

m
utlulukla aranda köprü kurmaya çaşıyordum...


A
rtık ne kadar becerebiliyorsam...

Kimi zamanda sebepsiz mutluluklara kapılıp oradan oraya koşturuyor,
k
endimi şans ilan ediveriyordum ...
Hayatın bana torpil yaptığı ve sank
i
o anki mutluluğumun ebediyen süreceğini düşünüyord
um
ahmakça...


Aldanşlığımı anlamam uzun sürmüyor

“sa
na şaka yapm” dercesine karşımda
gülüyordu hayat...

İna
ncımı yitirmeye başladığım zamansa,
tek
rar tebessüm edeceğim,
m
utlu olacağım o kadar çok sebep çıkarıyordu ki karşıma
,
a
rk yaşamın bir yap-bozdan farklı olmadığını

d
üşünmeme sebep oluyordu yaşaklarım...


nler,
mutluluklar,

gözyaşları,

h
aykırışlar,
beklentiler,

elde edişler, yitirişler...


Evet bunlardı yamımı oluşturan parçalar
v
e ben artık bu parçalardan tek birinin bile eksik oldunda
bi
r işe yaramayacağını biliyordum
y
aşamakta olduğum hayatın...
.

V
e o aynaya tekrar baktığımda aslında oraya yansıyanın ben değil,
s
adece korkularım olduğunu
öğ
renmiştim artık..
.

Kendimi görmek istedim zaman
a
rtık aynaya değil
s
adece kafaçevirip arkama bakmam gerektiğini anlamıştım...


T
ıpkı, hiç umudumun kalmadığı düşündüğüm bir zamanda,
umudun” aslında "kendim" olduğunu anlağım gibi...




Anlamz dil,
aldığın tek nefes bile,

ne attığın adım, ne yaşadığın hikaye...


En ıssız zamanlanda
çab
a göster ve bekle...
D
uymasın varsın kimse

sen rkülerini söyle...

Yarı
n;
belki heey olacağına varaca
k
kimbilir,belki de istediğin gibi olacak...


U
mut;
beyaz,gelin gibi bir kısrak...

Kurtulsa zincirinden
zgarla,zamanla yarışacak...


 
此人的网络为空(或未公开)。

自定义 HTML

没有添加内容。
 
                                                                                                     
Yorumlariniz için tesekkürler...
请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。
     
 

 


 
 


son satırlar son kelimeler bazen ne çok şeyler anlatırmış meğer. Bazen bir başlangıçtır bezende büyük sonlardır...


Son sözcükler her zaman...


Senin son sözlerini düşünürken ardından aslında ne çok şeyler anlatmıştın o kısacık kelimelere neler sığdırmıştın...
Yüreğinin içinde neler olduğunu o büyülü sözlerin ardında binlerce kitap olsa binlerce yazarı olsa yine bu kadar gerçek anlatamazdı.

Bir küçük yüreğe sığan o koca sevdanın ağırlığını ve bu sevdanın ağırlığından hiç ama hiç şikâyet etmeden ve sevgiyle neşeyle gülümsemeyle taşıyabilen o yüreğine hayran olmamak mumkunmu acaba...



Son cümlelerin beni olmadık duygular diyarına hatta bilinmezlere taşırken gözlerimden bir damla yasin aktığını geçte olsa fark etmiştim.


Belkıde hayatim boyunca duymak istediğim o sözcüklerin her harfi her satiri yüreğime ince bir namenin tatlı gibi geliyordu.


Seni dinlerken söyle düşünüyordum...
Ne cok şey kaybetmişim hayatdan neleri avuçlarımın için den yok olusunu senelerce uzaktan izlemişim. Nelerden ödün vermişin...
Değmeyen insanlar için kendimi feda etmişim bir harabeye cevirmisim...
Ve kendime isyan ettim kaybettiklerim için geride bıraktığım yılarım için ve birkez olsun gerçeği bulamadığım için neleri kaybetmiştim...
Senin son sözlerin benim yeniden doğusun ışığım olmustu....
Gozlerimde gordugun o huzun benim gecmisimdi....
Gulmeyen yuzum sevilmeyen yuregimdi ...
Dahasida acilarim ve yanlizligim..... Gizlenmisti o bugulu gozlerin ardina ..


Bunlari seni o kısacık sozlerinle ifade ederken oysa beni ne kadar da az taniyordun.. ama sanki benimle birlikte o acilari sende yasamiscasina anlatisin beni istemesemde hayretlere dusurmustu ....
Senin yureginden dokulen sozcukler beni yeni bir hayata ve o masmavi yolculuklara yelken acmamin zamanı geldigini soylemisti....
Ozgurce dusunmeden bana sundugun o kalbi sonsuza kadar uzatigin ellerini tutmak icin oysa nelerimi vermezdimki


Imkanlarim sinirli yollarim uzak gecit vermeyen daglarim coktu ...
Sende butun masumiyetinle ve yureginle bana actigin o muhtesem yoldan sana gelmemi istiyordun ...


Senin dunyana senin sevdana senin yuregine ve senin gozlerine ..
Belkide benim yerimde bir baskasi olsa senin uzatigin o gulu alip hic dusunmeden kosabilirdi senin kolarina ...


Oysa benim icin sanki bu bir mucize gibi birseydi ....
hayaldi belkide ruyaydi .....

 
Nasir turmus yuregim kaybolusum huzunlerim korkularim sana ellerimi uzatmama izin vermiyordu ...


Korkuyordum ...


Oylesine korkuyordumki birkez daha yikilmaktan birkez daha yanilmaktan ve birkez daha yasarken olmekten.....
Korkularimi alabilirmisin ...


Bana beni verebilirmisin?


Bana o son sozcuklerin dogrulugunu isbat edebilirmisin ..


Beni gercekten yureginle sarabilirmisin ...


Bir yemin gibi bir ask gibi ve en buyuk sevdalar gibi sonsuza kadar benimle olabilirmisin .


Geldigim yolar kis karli soguk gecelerim ayaz gunduzlerim karanlik ve yuregim yarali


Beni ben oldugum icin seve bilirmisin..
BEN SENİ SEN OLDUĞUN İÇİN SEVDİM...
 
 
 
11 小时以前
 

Umutsuzluk bilmez umut satıyor
Sevgisi sevdası bir başka dostun
Gönül gözü ile dosta bakıyor
Hüzünü hasreti bir başka dostun

Yüreğinde sevgi pınarı akar
Sevgiye susamış canları yıkar
Dost dediğin dosta hasretle kokar
Gönül sofrasında lokmadır dostun

Şişeler boşaldı kadeh dolmadı
Fırsatcılık çıktı dostluk kalmadı
Dost şeref im der ki benlik olmadı
Yaren yar olunca yar olur dostun


Dost dediğin
Dostun yüreğinden geçeni bilmeli
Dost dediğin
Dostunu karşılıksız sevmeli
Dost dediğin
Verecekse almadan vermeli
Dost dediğin
Yüreği kan ağlarken, dost için gülmeli
Dost dediğin
Kara toprak gibi sadık kalabilmeli
Dost dediğin
Sığınacak yerin yoksa kucağını açabilmeli
Dost dediğin
Güne sıcak bir güneş olup doğabilmeli
Dost dediğin
Geceye parlayan yıldız olabilmeli
Dost dediğin
Sırtını yasladığın asırlık bir çınar
Dost dediğin
Gerektiğinde bir kalkan olabilmeli
Dost dediğin
Kahpe kurşuna göğsünü siper yapabilmeli
Dost dediğin
Velhasıl dost olduğunu bilmeli
Dost dediğin
İki yüreği bir beden sayabilmeli
Ben herkese dost demem
Benim dostum
Yüreğimin sesini uzaklardan duyabilmeli
Dost o zaman dosttur
Dost dediğin
Bir batında doğan kardeş bile olabilmeli

Sevda hançeriynen vurulur mu dost
Sevene muhabbet verilir mi dost
Mecnun edip dağa sürülür mü dost
Sevgi gibi duygu bulunur mu dost.

Dost dostda muhabbet cem olmak gerek
Dostdan ayrı olmaz bir olmak gerek
Dost aşkıyla yanıp, kor olmak gerek
Dostluk diyarından salınırmı dost.

Hangi yöne gitsem dost ararım dost
Dostla muhabbeti hep ararım dost
Dostda varmak için yol ararım dost
Saldığın bu yoldan dönülürmü dost.

Dost dostda dermandır dert edilirmi
Dostluk toprağına şer ekilirmi
Gülşani bülbülden hiç bıkılırmı
Gülde dikenlidir, sevilmezmi dost.


Sanırdım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp da gitti dost bildiklerim
Hepsi varken baharımda, yazımda:
Kışın bir burukluk kaldı ağzımda
Seneler senesi oysa gözümde
Cihana eşitti dost bildiklerim
Nerde o sözlere kandığım günler?
Her gülen yüzü dost sandığım günler
Acıdan kahrolup yandığım günler
Ta canıma yetti dost bildiklerim
Sanırdım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp da gitti dost bildiklerim

Kevser havuzuna dalanlar,Ölmezden öndün ölenler
Nefsini düşman bilenler,Konar tuba dallarına

Alem düşman olur ise,Beni dost'tan ırımaya
Dost kanda ise ben anda,Düşmanlık arımaya

Dost ehli bizim ile hem,Dost burdadır bize ne gam
Yüz bin cehd ederse düşman,Dost mahfili duramaya

Düşman bana nide bile,İşim gücün dost'tan yana
Dost makamı can içinde,düşman eli eremeye

Kime kim dost kapı aça,Düşmanı elinden kaça
Yunus ağzı güher saça,Değme arif değemeye.


Dost dostuna nimettir
Dost kıymetin bilmektir
Dost şaraptır içmektir
İçmesini bilen gelsin

Dost var dilde söylenir
Dost var cana bezenir
Dost var her dem özlenir
Pahasını veren gelsin

Dost olur gören gözün
Dost olur dilde sözün
Dost olur canda özün
Saklamasın bilen gelsin

Çimen söyledin derdin
Nedir söyle bu halin
Musallada bedenin
Göz yaşıyla yuyan gelsin

Ben gibi olmalı, dostum dediğim
Beraber pişirip bile yediğim
Sabah akşam, hep gelmeli dediğim
Böyle dost olanı, insan bilirim

İnsan olan insan,sevmeli canı
Sevgi paylaşmaktır,yok ile varı
Her dem dosta doğru giderse yolu
Yollarda olanı, insan bilirim

Zorda kalanlara destek olursa
Yürekten yüreğe akıp durursa
Dost nerede ise,o da orada
Böyle dost olanı, insan bilirim


Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim kalkmaz oldu dizimden
Bilmem amelimden bilmem özümden
Akıttim kanlı yaş iki gözümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Yine boralandı dağların başı
Akıttım gözümden kan ile yaşı
Emaneti alır ol veren kişi
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu cihanın pergeli bozuk
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Tükendi daneler kalmadı azık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Pir Sultan'ım eydür ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum çullar giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Sevilecek biri olmadigin zamanlarda bile seni sevmeli...
Sarilacak biri olmadigin zamanlarda bile sana sarilmali...
Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile sana dayanmali...
Dost dedigin; fanatik olmali;
Bütün dünya seni üzdügünde sana moral vermeli.
Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli,
Ve agladiginda, seninle aglamali...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmali...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmisi çikarmali...
Yarini toplamali...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyaci hesaplamali...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmali...
İsi bitince seni bir tarafa atmamali...
4 天以前

 

 

 

Image and video hosting by TinyPic

Kısa Mola..

Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat...

Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi,
Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu.
Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı...
Hatırlatmamalı seni bana...

Demek ki deniz olmamalı....

Vedalaşmamalıyız seninle,
Sana bu iyiliği yapmamalıyım!


İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama...

Senden vazgeçemem... Bilir herkes...


Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi,
ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle...
Neden yine yabancılaştım?
Bu senin suçun...

Herkes kendi ipini çeker,
Herkes kendi akıtır gözyaşını,
Ama...

Sen ben yok aramızda... Bilir herkes...

Senden ricalarımı anlatmam zor sana...
Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma...
Acıtma...
Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma...


Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat...
Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim!

   

Bir sevda düşün sevgili
tek başına yarım kalmışlığıyla...
Bir düş tut kendine çalınmış zamanlardan,
ihanet olsun adı aşkın.
Koynuna bir kolye gibi tak sonra,
Yalnızlığın hissizliğinde kaybolan
Ve her kayboluşunun kendine çıkan,
Issız caddelerin kör boşluğunu.
Çığlık çığlığa sussun otobüs durakları
dillenmemiş elvedaları...
Yalnızlık bir dipnot yüreğimin güncesinde.
Radyolarda intihar tadında şarkılar çalar
Tutsak bir haykırış filizlenir sağır duvarlarda
Özgür bir hasret, kör kuytularda yankılanır
Kim duysa sesini kimsesizliğin,
Hiç kimse kalıyorum zamanın gölgesinde.
Üşüyen sokaklarda buz kesiyor yalnızlığım
Hani dokunsan diyorum,
Erir bütün benliğimdeki sen
Sönerse ışıkları üstüme şehrin
Bir ben bulamam sana sunacak.
Kayıp bir ihbar olurum,
Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde,
Yazarlar adımı benimde
Adı konmamış bir kayboluşun künyesinde 
 
 
 
5 天以前
Yaşaman İçin Ölüyorum..
Bilmiyorum artık hiçbir şeyi, yaşanmışlığın tam kıyısında olup da yaşanacaklara bakıp susmak, boğazında bir sen ile değirmeni öğütüp arşınlamak.. Bilmiyorum dedim ya işte.. Bilmiyorum... Artık hiçbir şeyi bilmiyorum... Bildiğim zamanlarımın sarhoşluğu hala bedenimde, bilinmezlere gidişler kapı eşiğimde... Küçük bir merhabaya kısılıp onun ardına iteklediğimiz ama söyleyemediğimiz, haykıramadığımız, akıtamadığımız o kadar çok çığlığımızı damarlarımızda hisseder iken sadece zorunlu merhabanın istemsiz suskun cevabını verip susmak, susarak konuşmak boynu bükük yüzlerimizle içten içe...

Dokunmadan ezberlediğim, görmeden içinde kaybolduğum, tutmadan aktığım "sen" ile susmak içimde yağarak nasıldır biliyor musun? Dudaklarımı kanatırcasına ısırıp "sus" olmak.. Yağmurlar senin ile ılık damlarken tenime artık çığ buzulluğunda vuruyor damarlarıma ve ben her tanesini değdiğinde sen yapıp buharlaştırıyorum soluğumda... Soluk vermek istemiyorum içimde seninle kalıp çimenlerin üzerinde ağustos böceklerini dinlemek istiyorum ama yine kanatırcasına ısırdığım dudaklarım "sus" ları iliştiriyor dolu dolu gözlerime...
Bilmiyorum dedim ya hani? Bildiklerimizin çaresizliğinde ölmek var ya hani? İyi olman için ben kendimi öldürüyorum... Çünkü artık "aşk" için son nefesimi seninle vermeye yürüyorum.....
yazan cahit akay..
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Hazan Yaprakları
Yine batıyor güneş,
Nemli gözlerinin elasında.
Gökkuşağı gibi bakışların,
Batıyor Akdeniz'in ufkunda.

Eylül sarısı saçların,
Hazan yaprakları gibi,
Eser kalmadı,
Hazeran gülünden.

Renk verir akşam güneşi,
Bir zeytin ağacının başucundan.
Çatlak dudaklarına nar çiçeği,
Yüreğime gül kurusu hüzün düşer.

Gülüşün yüreğimi ısıtsın,
Bir dal kalmadı tutunacak,
Sevdadan başka.
Soğudu gülü tutan ellerim.
yazan cahit akay
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
GÖZLERİN
Güzel gözlerini alıp karanlıklara hapsettin beni
Harab ettin yalnız haylinle dönebildiğim gündüzleri
Çekip gitmeden önce güneşimdi gözlerin
Şimdi ise aşkın kara pençeli hasreti oldu gözlerin

Sözlerin acı sözlerin paramparça tüm umutlar
Ne sevgi ne aşk ne de bir tutku kaldı bir tutam
Gönlüm derin uykuya çekildi hasretin son bulana kadar
Hala o güzel konun var düşlerimde buram buram

Bir sesler duyuyorum anlamsız yada az hatırladığım
ucu bucağı belli olmayan zifiri karanlıklardan
sonummu bu
beni ölüme çağıran hep o gözlerin...
yazan cahit akay
:::::::::::::::::::::::::::::::
iyi günde kötü günde insanın yanında olabilicek sevincini üzüntüsünü paylaşabilecek gerçek dostlar bulmanız dileğiyle sevgiyle kalın allah emanet olun arkadaşlarım hayırlı akşamlar sakın gülmekten vaz geçmeyin bir gülüşünüz dünyaya bedel
sevgilerimle
11 月 9 日
10 月 12 日
第 1 张,共 309 张
45345341.jpg