NazarBonCuGuM 的个人资料Oo° bOnCuk ~ bOnCuk °oO照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
Oo° bOnCuk ~ bOnCuk °oO°o. Herseyi unut ; Umudu ellerinde tut… Bütün kötü düsleri uyut ... Yüregini maviye çal; Cünkü Mavi’nin adi umut ..* O.o° вєкℓємєк ..*Beklemek ..*
Bir sırra vakıf olmanın yükü altında ezilmek kadar agırdır. Bir kez daha bakarsın gidenlere. Bu son görüsün olur.
Sana ait olan ne varsa onlarda kalan,vazgeçersin hepsinden.
Yüzünde, o güne kadar ki sana en çok yakısan gülümsemen. Ellerinde ne veda anındaki heyecan ve hasret, ne de keder.
Sen
Beklemek..* Aglamaktan yorulan bir çocugun iç çekisi kadar hüzün vericidir. Yüregini yaslayacak birini ararsın. Zaman biraz daha uzar sanki. Her yeni günü bir öncekiyle aynı yasarsın. Yüzünde, o güne kadar ki verilen sözlerden sakladıgın bir yorgunluk. Artık hiç kimseye inanmazsın. .
Beklemek..* .
Ilk kez uçacak olan kusun kanatları kadar hafiftir.
Asla vazgeçmezsin ve kendine ait bir hikayen olur.
Yagmurları gözlersin, yere düsen yaprakları.
Soguk, habersiz gelen bir misafir gibi telasa verir seni. Ona da alısırsın.
Yüzünde, o güne kadarki yasadıgın hayal kırıklıklarından kalma bir sükunet.
Son kez gözden geçirip yırtarsın adres defterini.
Beklemek..* belki güzel bir rüya görmek için yatarsın.
Beklemek..*
Beklemek..* Her gün içini ısıtacak bir yakınlık ararsın. Gözlerin ufka bakmaktan yorgun, kendi haline aglarsın.
Beklemek..* Ne bir ses gelir kulagına, ne de sen bir ses ararsın.
Beklemek..* Herkes gelip geçer yanından ama sen kalırsın. Omuzlarındaki yük kalkar, kus gibi dallara konarsın. Yasadıgın mutlulugu anlatacak bir dost ararsın.
Beklemek..* Bir nehir kenarına uzanır ve gökyüzüne bakarsın. Herkesin unuttugunu sadece sen hatırlarsın.
Beklemek..*
Akıp geçer zaman ve bunu ancak gece bittiginde anlarsın. Gitmek, aslında beklenebilecek bir yer aramaktır. Içindeki kuskular bir bir dagılır. Yüzünde, kabul olmus duaların bereketi.
Elbette birazda sabırdır beklemek, O’ndan gelen her seye sabır… soludugun havaya, içtigin suya, attıgın adıma,
kederi sevince döndüren dost eline…
Herseye sükür Ya Rab !
..* Nese Kutlutas ..*
.. Sıkı Tut Yüreğini .... Sıkı Tut Yüregini ..
![]() Elbet beden düsecek topraga tıpkı bir yaprak gibi. Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur. Ya düsen yürekse ve ruhumuzsa ne olur? Yasamın pırıltılarında esir ettigimiz sımsıkı tutamadıgımız yüregim ne olur, ah yürekler ne olur? Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere, birseylerin ucunda olsa... Sımsıkı tut yüregini ki tutundum diyebildigin birseyin olsun. Her insanın en çok asina oldugu kadar bir o kadar uzak oldugu menzil degilmidir yüregimiz ? Ne kadar ara verirse versin insan, birseye ara vermemeli yüregine onu hep sıkıca tutmalı.. Ve tutunacak bir yer bir liman aradıgında içinde bulmalı onu, costurmalı degil mi çaglayanları..? Açtırmalı tüm lalelezarları yüreginde.
Sıkı tut yüregini hem de sımkısı kaçmasın .
Niye sıkılıyoruz ki ? besle büyüt en lahuti manalarla. Yorgunluk ,dermansızlık belirir çok zaman. Düsünemez insan, farkedemez neyi kaybettigini ve kaybederken neleri yitirdigini... Ruhu sıkı tutmalı ki, düsmesin! Mühim olan o çünkü... Ve bir papatyanın düsen yaprakları sana ; düstüm,düsmedim der gibi : Ben seni tutuyorum düsmeyesin diye, sönmez ümitler dolduruyorum içine... Pörsümez sevinçler, dipdiri hayallerle... Sıkıca tutarım düsürmem seni bir daha söz... Biliyorsun ben sensiz asla yapamam. . Sımsıkı tut yüresini ki; düsmesin ! Ve sımsıkı sar ki onu ; fazla üsümesin … *
. .. Turgay Seren ...*Kirik Bir Veda..**Kirik Bir Veda..*
*Kirik bir veda döküldü gözlerimden ayak uçlarima. Basimi döndüren yüregini yüregime niyet tutarken göz yaslarimi ardindan kaybettim. Hükümsüzdür sadece yüregine.. Kirik bir veda.. * * * *Belki dostane belki de ölümüne sevdali bir masalin kahramaniyim. Topragima kaybettigim yaslarimin ömründeyim. Musallami sorarsalar bilinsin adimi unuttum.. * * * *Mazi gözlerimden bulut misali yagarken; sisli bir sabahin ilk mahmurluguna çaliyor yarinim. Gecenin koynundan düsen bir meçhulüm. Bana bir ad var mi? * * * *Alyazmalim, gönülsazim, yanik türküm..* * * *Yüregime düstügün o sonbahar ikindisinden beri aklim hep hayalinle ayazlarda. "Üsüyor ellerim "dediginde yaninda yoksam bilki ellerim kayip ayazlarimda. * * * *Ilkbahardan kalma en sevdigin papatyalar var sol yanimda. Sesin hala kulaklarimda; "Gelecek baharda sözüm olsun sana papatyalardan taç yapacagim".. * * * *Alyazmalim, gönülsazim, yanik türküm.. Gelmiyor bahar..Baharlar uzak.. Baharimsin ama yoksun.. Papatyalarim soluk.. * * * *Biliyor musun sana susmalarimin adini koyamadim. Yüregime damlayan siziyi duydum ama adini koyamadim. Bana bir ad var mi? * * * *Ne çok birikmisim var gizimde. Sarhos ellerimi daldirdigim umutlarimi tek tek kaldiriyorum ömür defterimden. Kirik bir vedanin ardi sira yanik bir türkü tutturmusum, sol yanimdan sizlayan bir yaranin izine.. * * * *Yazan ben söyleyen yine ben. Duymazsin ki bilesin..* *Bir garip asik dediler yüregimin kör kuyularina* *En kuytularda saklim adini görmediler sevdama* *Mehtapli gecenin en koyu aydinligi dediler* *Çöllerde bulunan serabin kum taneleri dediler* *Kaybolan yildizin çobani dediler* *Bilmediler yüregine yüregimi* *Ömrüne ömrümü bildigimi..* * * *Seni gördüya gözlerim, ah gözlerin ah, benim çeyizim.. Gözlerin derdimin merhemi yüregimin sihirli sözü ela gözlerin.. * * * *Gönülzenginim, ömür nazarim, sevdam..* *Yagmur yagiyor.. zamanin ipine astigim sabahlarimi gecelere salliyorum. Senyine yoksun ve ben senin yoksulunum. Her güne bildigim nefesimi ömrünevermekteyim.. * * * *Ömrüme biçilen yazima raziyim..Gel desem biliyorum ama dilime vurulan kilidin ucu kirik, kelimelerim ömür boyu muhabbet. Gardiyanimin gözleri kör.. * *Bir çiçek olsam hep yaninda kalsam. Bekledigin çiçegin.. Hani her daim söyledigin; "Ben ömrümde hiç çiçek almadim" dedigin, iste o çiçek olsam. Bir gül, bir karanfil, bir menekse..* * * *Yüregime düsen çocuksun, içimde kipir kipir büyüyen.. Bugün acaba hangi yaramazligi anlatacak diye bekledigim içimdeki bensin. * * * *Sevdam, askima nefes bildigim, ömür kusum.. * *Ellerime degen yüregini kiskanirim gözlerinin degdigi nazarlardan. Gamzene vuruldugum tebessümünden gözlerimi, ben seni benden kiskanirim..* * * *Varsin mecnun desinler yüregimin atisina. Ömrüne yagan yarinima bugünsüz desinler. Bilmesinler seni benim ellerimde.. Ben seni sensiz yasiyorum buralarda..* * * *Dostum, ömrüm, karanlik isigim, canim..* *Seni seviyorum ömrüme mühürlüm.. Varsin yanik sevdalara degmesin adimiz benim masalim sensin..* کığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, کığmaz olur mu o yürek genişse..?! .//. Karariniz ne olursa olsun ...*. Sığmaz sanırız ya kaç sevdalar yüreğimize, sığmaz olur mu o yürek genişse... Hoşgörü var ise bir yürekte, elbette ki beyinde de çünkü onlar birlikle işlediğinde ancak huzur ve mutluluk verir bedenlere, ve de sağduyu var ise, ve de yargılamama becerisi, elbette... Kin besledikçe giden sevgiliye ya da eşe, ya da evlada... Beddua ettikçe arkalarından... Paylaşamamışsak ne duyduğumuzu, düşündüğümüzü ve onları saklamışsak içimizde yumak yumak... Sevimli yumaklar canavar çarklarına dönüşüverirler aslında, az sonra... O canavarlar da “ham” yaparlar aslında!... Göremeyiz... Bilemeyiz ilk başlarda... Canavarlar sardıkça yüreğimizi ve beynimizi, kalın kabuklar sarar sevginin ve hoşgörünün etrafını... Ahh... O kabuklar... Yeniyken henüz atması ne kolay... Kalınlaştıkça... Hem yüreğimizi sıkar, hem de öyle bir sertleşirler ki, sevgiyi bile göremez olur insan!... Oysa o sevgi, alttan alttan o kabuğu tırmalar... Onulmaz bir yaradır, ne kabuk düşer, ne yara söner... Hesaplaşmak gerek, önce kendimizle... Belki de en zor yanı bu!... Bunu aştıktan sonrası, karşı tarafın tavrına bağlı... Ya kolay ya da zor, ama... Lütfen söyleyin, derdiniz kiminle ise, o kişiye aktarmadan, yani hesaplaşmadan, isterseniz bin kişiyle konuşun, ilgili kişiye duygu ve düşüncelerinizi aktarmadan var mı insana rahat? Ahhh... Son günlerde yanlış anlaşılmaya başladım, biraz daha açmak isterim şimdi bu durumu... “Gözün çıksın emi” demek değil hesaplaşma dediğim! Ama... “Sana güvenmiştim”, “Sevdiğini sanmıştım”, “Neden yalan söyledin ki?” diyebilmek gerekir... Ama... Soruların cevabını da dinleyebilmek gerekir... Şimdi... Tüm hesaplaşmalar yapıldıysa saygının yitmediği bir platformda, kişinin özgüveni nereye kadar zedelenir? Bir ay... İki ay... Beş ay diyelim, hadi... O da olmazsa olmazlardan zaten... Makina değiliz ya Allah aşkına!... O yürek yeniden yapılanmaz mı arkadaşlar? Eee, böyle bir yürek, yelken açmaz ise başka sulara, kim kimden feyz alacak? Bir kişinin tekelinde kalabilir mi böyle bir yürek, eğer ki tercih edilmiş kişi değerini bilmiyor ise... Giden gider, kalan yürekte ise, daha ne boş yerler vardır, yürekliyse eğer....*. Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken, ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması gereken gerçekleşmez. İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın. "Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür. .. Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu .. İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark et" demek ister. İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen hiç konuşulmadan geçer gider. Ama ardı arkası kesilmiyorsa incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki acı büyür iyice. Ve başlar çatışma. Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken, akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça hisseder kendini insan. Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır. İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar. Bu kez "kendine gel !" denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir. Yapılacak tek bir şey vardır. "Ya olduğu gibi kabul et ve acı çekme ya da çık git." Bilir bilmesine bunu yürek de, gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak. Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa, umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var olmak için, daha da güçleşir gitmek. Tüm bunlar yaşanırken benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz. Çünkü, ne, bir olunabilir bu sorularla, ne de gidilebilir bu özlemle. Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi zamanlarda... "Seni Seviyorum" o ilkel sestir aslında. Sevgi yener mi aklı? Bazen. Ama hep o incinmeye, yeniden hayal kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki. Kişi, bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya, kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları. Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek. "Tamam" diye düşünür insan. "Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını, sarılmasını özlüyorum. Ama kumaşın dokuması farklı işte. Tutmuyor birbirini. Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu kadar sarsıyorsa beni; kendimi, 'ben'ime olan saygımı korumak için bitirmeliyim ilişkimizi." Ve geriye dönüp yaşananlara bakar. "Denemediğim yol kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için? Çaba göstermiş miyim gerçekten?" diye sorar. Her şey denenmişse bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez. "Şu olaya, bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi. Tekrar oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin olmadan koparmam içimdeki duyguyu"diye düşünür. Ve yaşar. Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz boyutta değilse, çözülür sorunlar. Ama aksi durumda, tek yol kalır hayatta. Gidiş. Hem de gelişi olmayan bir gidiş.. Denenmiş elbisenin provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir. Acı çekilmez mi? Hem de nasıl çekilir. Yine de bilir ki insan, beraber olduğu sürece hep acı çekecek., acı çekme ihtimaline karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek. Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle: "Hadi şimdi vurun bakalım tamtamlar. Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın. Başka ses duyamaz hale getirin beni. Ama ben gidiyorum. Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum. Alın bir vuruş da benden. Biten ilişkiye, gönderilen sevgiliye, içimdeki acıya! Yine de gidiyorum." Her güne bir başka uyanıyor acemi yüreğim....Her güne bir başka uyanıyor acemi yüreğim.... Deniz, kokusuna küsmüş sanki. Çünkü suç işlemekten korkuyorum.
Hangi yasal aşk var yeryüzünde bilemiyorum. Kendini yasallaştıramadığı için suç olmuş aşklar düşüyor aklıma... İrkiliyorum. Ardı sıra koşturan günler bir boşluk bende...Böyle yaşamayı sevmiyorum. Türküler dinliyorum gözlerimi boşluğa yatırıp. Ama hiç biri de sensiz geçmiyor: “Tam gemiler kaçtı derken, turnalar uçtu derken, sen çıkıp gelsen.” Adını mavi koydum.. senin duru gülüşüne konsun diye uçurdum., Kaç bahar havalandı şu gönlüm bir bilsen, göçmen kuşları misali. Sığınacak ne bir liman buldu, ne bir dal. Hiç böyle aydınlık bir yürek görmedim; yüzünü hangi yana dönsen güneşe kesiyor. Ne zaman yan yana gelsek gözlerim kamaşıyor , yüreğim yerinden fırlayacak gibi oluyor gözlerinin o hesapsız duru bakışlarından... Yasak olan ne kadar şey varsa hepsi birden yasallaşıveriyor. Ama yine de suç işlemekten korkuyorum. Düşünüyorum, düşünemiyorum. Anlamı olmayan hiç bir şeyin ya da her şeyin ortasındayım işte! Yürüyen insan kalabalıkları saki içimi yırtarak geçiyor. Susuyorum delice ama içimde fırtınalar kopuyor. Beyaz bir güvercin yakaladığımı düşlüyorum... Var say ki öyle! Sana gönderiyorum onu. Kanatlarına hasret yüklüyorum,yüreğine aşk. Gözleri benim için bakacak sana, ona göre bak. Aklıma düşürüyorum ayak izlerini. Sonra oturup onları kumsala kopyalamaya çalışıyorum. Beceremiyorum. Sonra gözlerini, yüzünü. Beceremiyorum işte, beceremiyorum. Çünkü suç işlemekten korkuyorum. Kendini yasallaştıramadığı için suç olmuş aşklar düşüyor aklıma. İrkiliyorum... Dedim ya; söz geçiremediğim deli taylarım var. Sana doğru koşuyorlar... Durduramıyorum! Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze.....* _____________________________ *.
Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze....
![]() ”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz Erdoğan bir yazısında....
kahrolası bir kelimedir aslında..! içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki başkalarına yıkar yükünü... ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü... o kendisini bu kadar sahiplenmişken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken, adının baş harfi hüzün olmuşsa...! pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi, en kahkahalı vakitlerin en dar anında dil çıkarır sana... fayda vermez inadına dinlediğin şarkının, rock tadı bile aslında... hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana... bütün varlığın olur bir anda... çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreğinin.... yağmuru niye bu kadar seversin, denizden neden alamazsın gözlerini....? ya gecenin koynuna girrmek için gündüzleri niye satarsın beleşe.... yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine.... o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boş kağıda.... sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz.... bundandır harflerin dans etmeyi sevdiği ve seviştiği sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar... VEdE DOKUNDURMALAR bir boş kağıda.... terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi.... gülsen de ağlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreğinde hep bir leke...! rakında meze, sohbetlerinde gizli özne..... Ve bütün günlerin Eylülden dökülme sapır sapır...!!! Bir yanın hep yetim, boynun bükük... Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze.... .* _____________________________ *.
[ Emel SeN ] Sabir BeNim YeLKeNLerim ..[[ Hayal kırıklıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe. Acılarsa sabrın son sınavı. Gün geliyor bütün çektiklerinin ödülü bir an bahşediliyor insana. . . . * Hangi deniz kabuğunu kulağıma götürsem Duyduğum senin sesin. ![]() Her gidişinde seninle beraber giderim, sen bunu bilmezsin. Deniz kenarında beni bir başına zannedersin. Ben okyanuslara açılırım Sabır benim yelkenlerim, bunu hiç bilmezsin...
.. Derinim kendi içimde .. Gözlerime bahar değdi... Üşüyor her bir yanım sevginin ayazında... Yüzüme vurmuyor ılık nefesi baharın...Gül kokular sinmiyor üzerime...Şehrim parlıyor sağına soluna...Ama...Bir ben böyle şaşkınım, iklimini şaşırmış kuşlar gibi...Kendimi bulamıyorum bahara aşık gözlerinin içinde...Tükeniyorum terk ettiğin sevginin ellerinde... Ruhum düşlerine sığındığım gecelerim gibi simsiyah... Oysa gözlerime hayran tüm renkler... Ve yarışıyor her biri bende olabilmek için... Nafile, duyulmuyor sesler... Görünmüyor renkler... İçime sarılıyorum üşüdükçe...Daha bir düşüyorum ellerinden işte...Rengarenk hayatın içinde yakıştıramıyorum hiçbir rengi kendime...Kendime karşı savaşıyorum var olan gücümle...Hiçbirşey duymuyorum artık...Sessizlik ele geçiriyor mağlubiyeti sindiremeyen duygularımı...Sadece yazıyorum, anlatamadıklarımı... Derinim kendi içimde ben... Kayıp bir yüreğin içinde hayallerim... Bulunmak istemiyorum özlemlerin içinde... Uzaklığına vurgunum yalnızlığın... Bir adım atsam sana, yüreğimi sereceğim gözler önüne sanki...Adımlarımı durdurdum...Ve...Bir perde çektim göz kapaklarımdan, yüreğime... Sadece gözlerimde saklı herşeyim... Ve ben, Kendimi bile 'sır'ım bedenimde... Şimdi bir sevda oldu yalnızlığım![]() Mavi, uzun, sonsuz bir gecede Geniş zamanlarda kayboldu rüyalarım Gölgesi kaldı içimde yıldızların Şimdi bir özlem oldu sessizliğim
Islak, karanlık, yalnız bir hayalde Damlıyor gözlerim mavi yüreğime Acısı kaldı içimde dağların Şimdi bir yokluk oldu uzaklığın
Hüzünlü, ucu yanık türkülerde Arıyor gözlerim yitirilmiş yılları Sızısı kaldı içimde sessiz türkülerin Şimdi bir sevda oldu yalnızlığım ... Ne Güne$Ler ßAttı sEnsiz.. ![]() Yalnızlığına ağlayan denizlerde ne güneşler battı sensiz.
Uzak bir yerlerde beni düşündüğünü bilerek o batan güneşlerde hüznümle seviştim. Bir güneş yalnızlığı Denizlerin gözyaşlarında.. Dün karıncaları seyrettim hepsi bir koşuşturmaca yuvalarına kırıntılarını taşıyordu. Aşklarım geldi aklıma, aşklarımdan arta kalan gözyaşı kırıntılarım geldi. Ne tuaf ben o gözyaşı kırıntılarımı hep bir çiçeğe taşırdım karıncalar gibi, o çiçekte benim yuvamdı, o çiçeği gözyaşlarımla büyüttüm gün gelecek sana kavuşurum umuduyla.. Ve o çiçeği ellerine bırakırım umuduyla.. Deniz suyu sürdüm Karınca yuvası yüreğime Sonra bir karınca ilişti gözüme bir taşın başında güneşe bakıyordu. O ince gözleriyle, ekmek ufladım önüne almadı. Eğildim gözlerine baktım bakmadı. Yalnız kalmak istiyordu... Sonra bir karınca ısırdı beni ''o kör seni görmez '' dedi. Bir kez daha canım yandı, kör bir karıncanın yalnızlığında... Kör bir karınca aşkımız Yalnızlığında, görmediği güneşlere bakan Denizden çıkan balığın şiir ölmekmiş, bırak denizlerde yaşasın şiirlerimiz ne onlar bizi görsün ne biz onları biraz daha acısını yaşayalım.. Denizlerde ölüm varmış Ay ışığı neylesin denize aşıksa Hadi ne olur bekletme beni, gözlerimde yine güneşler batıyor. Sigaramda bitmek üzere. Denizden çıkmanı bekliyorum. İstanbul intihar etmeden gel
Gözlerimizde güneşten kalma hüzünle...
O mavi yolculuğa çıkalım.. .๏ ﮎєвєρℓєяi ναя мυтℓυ güℓüѕℓєяiη .๏.๏ ﮎєвєρℓєяi ναя мυтℓυ güℓüѕℓєяiη .๏
Yaşamın ağır izleri yansıyordu bakakaldığım aynaya...
Korkuyordum, bilinmezliklerimden yada bilipte kabul edemediklerimden ... Hep ileri bakmalıydım. Çünkü her geriye döndüğümde, arkamda kalanların, sadece attığım adımların artık kaybolmaya yüz tutan izleri oluyordu.... Bazılarına saatler geçmezken bana nede çabuk geçiyordu zaman... Nedensiz, sorgusuz, sualsiz ... Büyüyordum... Kimi zaman hüzünlerin içinde kaybolup sürekli duvarlara çarpıyor . Nereden geldiğini dahi anlamadığım mutsuzlukların, mutlulukla arasında köprü kurmaya çalışıyordum... A Kimi zamanda sebepsiz mutluluklara kapılıp oradan oraya koşturuyor,
kendimi şanslı ilan ediveriyordum ... Hayatın bana torpil yaptığını ve sanki o anki mutluluğumun ebediyen süreceğini düşünüyordum ahmakça... Aldanmışlığımı anlamam uzun sürmüyor “sana şaka yaptım” dercesine karşımda gülüyordu hayat... İnancımı yitirmeye başladığım zamansa, tekrar tebessüm edeceğim, mutlu olacağım o kadar çok sebep çıkarıyordu ki karşıma, artık yaşamın bir yap-bozdan farklı olmadığını düşünmeme sebep oluyordu yaşadıklarım... Hüzünler, mutluluklar,
gözyaşları,
h beklentiler,
elde edişler, yitirişler...
Evet bunlardı yaşamımı oluşturan parçalar
ve ben artık bu parçalardan tek birinin bile eksik olduğunda bir işe yaramayacağını biliyordum yaşamakta olduğum hayatın.... Ve o aynaya tekrar baktığımda aslında oraya yansıyanın ben değil, sadece korkularım olduğunu öğrenmiştim artık... Kendimi görmek istediğim zaman artık aynaya değil sadece kafamı çevirip arkama bakmam gerektiğini anlamıştım... Tıpkı, hiç umudumun kalmadığını düşündüğüm bir zamanda, “umudun” aslında "kendim" olduğunu anladığım gibi... Anlamsız değil, aldığın tek nefes bile,
ne attığın adım, ne yaşadığın hikaye...
En ıssız zamanlarında
çaba göster ve bekle... Duymasın varsın kimse sen türkülerini söyle... Yarın; belki herşey olacağına varacak kimbilir,belki de istediğin gibi olacak... Umut; beyaz,gelin gibi bir kısrak... Kurtulsa zincirinden rüzgarla,zamanla yarışacak... … |
|||||
![]() Yorumlariniz için tesekkürler... |
|||||
|
|
|||||
|
|