son satırlar son kelimeler bazen ne çok şeyler anlatırmış meğer. Bazen bir başlangıçtır bezende büyük sonlardır...
Son sözcükler her zaman...
Senin son sözlerini düşünürken ardından aslında ne çok şeyler anlatmıştın o kısacık kelimelere neler sığdırmıştın... Yüreğinin içinde neler olduğunu o büyülü sözlerin ardında binlerce kitap olsa binlerce yazarı olsa yine bu kadar gerçek anlatamazdı.
Bir küçük yüreğe sığan o koca sevdanın ağırlığını ve bu sevdanın ağırlığından hiç ama hiç şikâyet etmeden ve sevgiyle neşeyle gülümsemeyle taşıyabilen o yüreğine hayran olmamak mumkunmu acaba...
Son cümlelerin beni olmadık duygular diyarına hatta bilinmezlere taşırken gözlerimden bir damla yasin aktığını geçte olsa fark etmiştim.
Belkıde hayatim boyunca duymak istediğim o sözcüklerin her harfi her satiri yüreğime ince bir namenin tatlı gibi geliyordu.
Seni dinlerken söyle düşünüyordum... Ne cok şey kaybetmişim hayatdan neleri avuçlarımın için den yok olusunu senelerce uzaktan izlemişim. Nelerden ödün vermişin... Değmeyen insanlar için kendimi feda etmişim bir harabeye cevirmisim... Ve kendime isyan ettim kaybettiklerim için geride bıraktığım yılarım için ve birkez olsun gerçeği bulamadığım için neleri kaybetmiştim... Senin son sözlerin benim yeniden doğusun ışığım olmustu.... Gozlerimde gordugun o huzun benim gecmisimdi.... Gulmeyen yuzum sevilmeyen yuregimdi ... Dahasida acilarim ve yanlizligim..... Gizlenmisti o bugulu gozlerin ardina ..
Bunlari seni o kısacık sozlerinle ifade ederken oysa beni ne kadar da az taniyordun.. ama sanki benimle birlikte o acilari sende yasamiscasina anlatisin beni istemesemde hayretlere dusurmustu .... Senin yureginden dokulen sozcukler beni yeni bir hayata ve o masmavi yolculuklara yelken acmamin zamanı geldigini soylemisti.... Ozgurce dusunmeden bana sundugun o kalbi sonsuza kadar uzatigin ellerini tutmak icin oysa nelerimi vermezdimki
Imkanlarim sinirli yollarim uzak gecit vermeyen daglarim coktu ... Sende butun masumiyetinle ve yureginle bana actigin o muhtesem yoldan sana gelmemi istiyordun ...
Senin dunyana senin sevdana senin yuregine ve senin gozlerine .. Belkide benim yerimde bir baskasi olsa senin uzatigin o gulu alip hic dusunmeden kosabilirdi senin kolarina ...
Oysa benim icin sanki bu bir mucize gibi birseydi .... hayaldi belkide ruyaydi .....
Nasir turmus yuregim kaybolusum huzunlerim korkularim sana ellerimi uzatmama izin vermiyordu ...
Korkuyordum ...
Oylesine korkuyordumki birkez daha yikilmaktan birkez daha yanilmaktan ve birkez daha yasarken olmekten..... Korkularimi alabilirmisin ...
Bana beni verebilirmisin?
Bana o son sozcuklerin dogrulugunu isbat edebilirmisin ..
Beni gercekten yureginle sarabilirmisin ...
Bir yemin gibi bir ask gibi ve en buyuk sevdalar gibi sonsuza kadar benimle olabilirmisin .
Geldigim yolar kis karli soguk gecelerim ayaz gunduzlerim karanlik ve yuregim yarali
Beni ben oldugum icin seve bilirmisin.. BEN SENİ SEN OLDUĞUN İÇİN SEVDİM...
Umutsuzluk bilmez umut satıyor Sevgisi sevdası bir başka dostun Gönül gözü ile dosta bakıyor Hüzünü hasreti bir başka dostun
Yüreğinde sevgi pınarı akar Sevgiye susamış canları yıkar Dost dediğin dosta hasretle kokar Gönül sofrasında lokmadır dostun
Şişeler boşaldı kadeh dolmadı Fırsatcılık çıktı dostluk kalmadı Dost şeref im der ki benlik olmadı Yaren yar olunca yar olur dostun Dost dediğin Dostun yüreğinden geçeni bilmeli Dost dediğin Dostunu karşılıksız sevmeli Dost dediğin Verecekse almadan vermeli Dost dediğin Yüreği kan ağlarken, dost için gülmeli Dost dediğin Kara toprak gibi sadık kalabilmeli Dost dediğin Sığınacak yerin yoksa kucağını açabilmeli Dost dediğin Güne sıcak bir güneş olup doğabilmeli Dost dediğin Geceye parlayan yıldız olabilmeli Dost dediğin Sırtını yasladığın asırlık bir çınar Dost dediğin Gerektiğinde bir kalkan olabilmeli Dost dediğin Kahpe kurşuna göğsünü siper yapabilmeli Dost dediğin Velhasıl dost olduğunu bilmeli Dost dediğin İki yüreği bir beden sayabilmeli Ben herkese dost demem Benim dostum Yüreğimin sesini uzaklardan duyabilmeli Dost o zaman dosttur Dost dediğin Bir batında doğan kardeş bile olabilmeli Sevda hançeriynen vurulur mu dost Sevene muhabbet verilir mi dost Mecnun edip dağa sürülür mü dost Sevgi gibi duygu bulunur mu dost.
Dost dostda muhabbet cem olmak gerek Dostdan ayrı olmaz bir olmak gerek Dost aşkıyla yanıp, kor olmak gerek Dostluk diyarından salınırmı dost.
Hangi yöne gitsem dost ararım dost Dostla muhabbeti hep ararım dost Dostda varmak için yol ararım dost Saldığın bu yoldan dönülürmü dost.
Dost dostda dermandır dert edilirmi Dostluk toprağına şer ekilirmi Gülşani bülbülden hiç bıkılırmı Gülde dikenlidir, sevilmezmi dost. Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim Hepsi varken baharımda, yazımda: Kışın bir burukluk kaldı ağzımda Seneler senesi oysa gözümde Cihana eşitti dost bildiklerim Nerde o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim Kevser havuzuna dalanlar,Ölmezden öndün ölenler Nefsini düşman bilenler,Konar tuba dallarına
Alem düşman olur ise,Beni dost'tan ırımaya Dost kanda ise ben anda,Düşmanlık arımaya
Dost ehli bizim ile hem,Dost burdadır bize ne gam Yüz bin cehd ederse düşman,Dost mahfili duramaya
Düşman bana nide bile,İşim gücün dost'tan yana Dost makamı can içinde,düşman eli eremeye
Kime kim dost kapı aça,Düşmanı elinden kaça Yunus ağzı güher saça,Değme arif değemeye. Dost dostuna nimettir Dost kıymetin bilmektir Dost şaraptır içmektir İçmesini bilen gelsin
Dost var dilde söylenir Dost var cana bezenir Dost var her dem özlenir Pahasını veren gelsin
Dost olur gören gözün Dost olur dilde sözün Dost olur canda özün Saklamasın bilen gelsin
Çimen söyledin derdin Nedir söyle bu halin Musallada bedenin Göz yaşıyla yuyan gelsin Ben gibi olmalı, dostum dediğim Beraber pişirip bile yediğim Sabah akşam, hep gelmeli dediğim Böyle dost olanı, insan bilirim
İnsan olan insan,sevmeli canı Sevgi paylaşmaktır,yok ile varı Her dem dosta doğru giderse yolu Yollarda olanı, insan bilirim
Zorda kalanlara destek olursa Yürekten yüreğe akıp durursa Dost nerede ise,o da orada Böyle dost olanı, insan bilirim Seyyah olup şu alemi gezerim Bir dost bulamadım gün akşam oldu Kendi efkarımca okur yazarım Bir dost bulamadım gün akşam oldu
İki elim kalkmaz oldu dizimden Bilmem amelimden bilmem özümden Akıttim kanlı yaş iki gözümden Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Yine boralandı dağların başı Akıttım gözümden kan ile yaşı Emaneti alır ol veren kişi Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Bozuk şu cihanın pergeli bozuk Yazıktır şu geçen ömre yazık Tükendi daneler kalmadı azık Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Pir Sultan'ım eydür ummana dalam Gidenler gelmedi bir haber alam Abdal oldum çullar giydim bir zaman Bir dost bulamadım gün akşam oldu Sevilecek biri olmadigin zamanlarda bile seni sevmeli... Sarilacak biri olmadigin zamanlarda bile sana sarilmali... Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile sana dayanmali... Dost dedigin; fanatik olmali; Bütün dünya seni üzdügünde sana moral vermeli. Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli, Ve agladiginda, seninle aglamali... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmali... Üzüntüyü bölmeli... Geçmisi çikarmali... Yarini toplamali... Kalbinin derinliklerindeki ihtiyaci hesaplamali... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmali... İsi bitince seni bir tarafa atmamali...
Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat...
Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi, Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu. Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı... Hatırlatmamalı seni bana...
Demek ki deniz olmamalı....
Vedalaşmamalıyız seninle, Sana bu iyiliği yapmamalıyım!
İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama...
Senden vazgeçemem... Bilir herkes...
Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi, ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle... Neden yine yabancılaştım? Bu senin suçun...
Herkes kendi ipini çeker, Herkes kendi akıtır gözyaşını, Ama...
Sen ben yok aramızda... Bilir herkes...
Senden ricalarımı anlatmam zor sana... Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma... Acıtma... Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma...
Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim!
Bir sevda düşün sevgili tek başına yarım kalmışlığıyla... Bir düş tut kendine çalınmış zamanlardan, ihanet olsun adı aşkın. Koynuna bir kolye gibi tak sonra, Yalnızlığın hissizliğinde kaybolan Ve her kayboluşunun kendine çıkan, Issız caddelerin kör boşluğunu. Çığlık çığlığa sussun otobüs durakları dillenmemiş elvedaları...
Yalnızlık bir dipnot yüreğimin güncesinde. Radyolarda intihar tadında şarkılar çalar Tutsak bir haykırış filizlenir sağır duvarlarda Özgür bir hasret, kör kuytularda yankılanır
Kim duysa sesini kimsesizliğin, Hiç kimse kalıyorum zamanın gölgesinde. Üşüyen sokaklarda buz kesiyor yalnızlığım Hani dokunsan diyorum, Erir bütün benliğimdeki sen
Sönerse ışıkları üstüme şehrin Bir ben bulamam sana sunacak. Kayıp bir ihbar olurum, Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde, Yazarlar adımı benimde Adı konmamış bir kayboluşun künyesinde
Yaşaman İçin Ölüyorum.. Bilmiyorum artık hiçbir şeyi, yaşanmışlığın
tam kıyısında olup da yaşanacaklara bakıp susmak, boğazında bir sen ile
değirmeni öğütüp arşınlamak.. Bilmiyorum dedim ya işte.. Bilmiyorum...
Artık hiçbir şeyi bilmiyorum... Bildiğim zamanlarımın sarhoşluğu hala
bedenimde, bilinmezlere gidişler kapı eşiğimde... Küçük bir merhabaya
kısılıp onun ardına iteklediğimiz ama söyleyemediğimiz,
haykıramadığımız, akıtamadığımız o kadar çok çığlığımızı damarlarımızda
hisseder iken sadece zorunlu merhabanın istemsiz suskun cevabını verip
susmak, susarak konuşmak boynu bükük yüzlerimizle içten içe...
Dokunmadan
ezberlediğim, görmeden içinde kaybolduğum, tutmadan aktığım "sen" ile
susmak içimde yağarak nasıldır biliyor musun? Dudaklarımı kanatırcasına
ısırıp "sus" olmak.. Yağmurlar senin ile ılık damlarken tenime artık
çığ buzulluğunda vuruyor damarlarıma ve ben her tanesini değdiğinde sen
yapıp buharlaştırıyorum soluğumda... Soluk vermek istemiyorum içimde
seninle kalıp çimenlerin üzerinde ağustos böceklerini dinlemek
istiyorum ama yine kanatırcasına ısırdığım dudaklarım "sus" ları
iliştiriyor dolu dolu gözlerime... Bilmiyorum dedim ya hani?
Bildiklerimizin çaresizliğinde ölmek var ya hani? İyi olman için ben
kendimi öldürüyorum... Çünkü artık "aşk" için son nefesimi seninle
vermeye yürüyorum..... yazan cahit akay.. :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: Hazan Yaprakları Yine batıyor güneş, Nemli gözlerinin elasında. Gökkuşağı gibi bakışların, Batıyor Akdeniz'in ufkunda.
Eylül sarısı saçların, Hazan yaprakları gibi, Eser kalmadı, Hazeran gülünden.
Renk verir akşam güneşi, Bir zeytin ağacının başucundan. Çatlak dudaklarına nar çiçeği, Yüreğime gül kurusu hüzün düşer.
Gülüşün yüreğimi ısıtsın, Bir dal kalmadı tutunacak, Sevdadan başka. Soğudu gülü tutan ellerim. yazan cahit akay :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: GÖZLERİN Güzel gözlerini alıp karanlıklara hapsettin beni Harab ettin yalnız haylinle dönebildiğim gündüzleri Çekip gitmeden önce güneşimdi gözlerin Şimdi ise aşkın kara pençeli hasreti oldu gözlerin
Sözlerin acı sözlerin paramparça tüm umutlar Ne sevgi ne aşk ne de bir tutku kaldı bir tutam Gönlüm derin uykuya çekildi hasretin son bulana kadar Hala o güzel konun var düşlerimde buram buram
Bir sesler duyuyorum anlamsız yada az hatırladığım ucu bucağı belli olmayan zifiri karanlıklardan sonummu bu beni ölüme çağıran hep o gözlerin... yazan cahit akay ::::::::::::::::::::::::::::::: iyi
günde kötü günde insanın yanında olabilicek sevincini üzüntüsünü
paylaşabilecek gerçek dostlar bulmanız dileğiyle sevgiyle kalın allah
emanet olun arkadaşlarım hayırlı akşamlar sakın gülmekten vaz geçmeyin
bir gülüşünüz dünyaya bedel sevgilerimle